Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

3.d-3

Yazar rumuzu : su
Eser sıra no : 090223.04
----------------------------


GERÇEK YOL GÖSTERİCİ


Atatürk’ün, zamanında tarikat şeyhleri ve aynı zamanda da din tacirlerini göz önünde bulundurarak söylemiş olduğu bu söz, günümüzde adeta tartışılır duruma geldi.

Nereden bilebilirdi ki Atatürk, 20. Yüzyıl Türkiye Cumhuriyeti’nin bu söze saplanıp kalacağını? Bizimkisi bilineni hatırlatmak olsa gerek. Evet, 20. Yüzyıla ulaştık belki ama aşamadığımız milyonlarca sorun var. Bu ise var olan milyonlarca sorundan sadece bir tanesi.

Günümüz genci bilimin yol gösterici mi, yoldan saptırıcı mı; hakikat mi yoksa sanal mı olduğu konusunda büyük bir çelişkide diyebiliriz. Bilimin yol göstericiliğiyle hakikatliğini birlikte benimseyen bir avuç insan var... Buna karşılık, büyük bir kısım ise bilimin yol göstericiliğini değil, yalnızca hakikatliğini benimsemekte… Anlaşılacağı gibi, bilimin “hakikatlik boyutu” hemen hemen herkesçe biliniyor. Ama burada durmak lazım; çünkü iş bunu bilmekle bitmiyor. Acaba Atamız, ulu önderimiz, yol göstericilikte bilimin yerini, günümüzde başka şeylerin alabileceğini hiç düşündü mü bu sözü söylerken?

Evrensel nitelikteki bu sözü, gelin Türk toplumu açısından değerlendirelim. Türk toplumunun bilimde çok çok ileri düzeyde olduğu elbette söylenemez. Belki bu, çok acımasızca bir yaklaşım oldu. O zaman şöyle söyleyelim: Atatürk’ün yetmiş bir yıl önce düşlediği Türkiye Cumhuriyeti bu olamaz; olmamalı…

Şu dönemde siyasi itibarı olan, tek sözüyle dengeleri değiştirebilecek bir devlet söyleyin ki bana, bu devlet bilimde yol kat etmemiş olsun… İstediğiniz kadar düşünün, bu sorunun cevabı yok… Çünkü böyle bir devlet henüz ne olmuştur ne de olacaktır… Kimilerine göre para, kimilerine göreyse savaştır çelik kapıların anahtarı. Oysa düşünecek olursanız; savaşın da paranın da bilimin köprüsünden geçmek zorunda olduğunu anlayacaksınız.

Öncelikle parayı ele alalım… Kaynağını ticarete dayandırır. Ülke içindeki payının artması ise, uluslar arası ticarete bağlıdır. Ticaret; yararlanmayı, değerlendirmeyi gerektirir. Bu da ancak ve ancak bilimin önderliğinde mümkündür.

Gelelim savaşa… Eğer siz, savaştaki galibiyetlerin ya da avantajların, ülkeler arası konumda belirleyici olduğunu düşünenlerdenseniz; bence oturun ve hemen bir öz eleştiriye başlayın. Günümüzde; yani 20. Yüzyılda bu tip insanları hala görebilmekteyiz. Silahlarıyla dünyaya hükmetmeye çalışan, kişilik yoksunu insanlardır aslında bunlar. İlginçtir ki; bilimin de farkındadırlar aynı zamanda bu insanlar. Neticede silah da bilimin; teknolojinin eseri değil midir? Onu ortaya çıkaran ve günden güne geliştiren de yine bilim değil midir? Oysa hiç kimse işin bu boyutunun farkında değildir!..

Devletlerin siyasi ve sosyal statüsünü belirleyen bir yığın etmen sunarlar size. Ama kimse bilmez tek bir etmenin söz konusu olduğunu… Aslında her yolun; savaşın da barışın da, kazancın da kaybın da bilimden geçtiğini… İş böyle olunca, “bilim,” kelime anlamını yitirmekte olan bir kavram olarak çıkıyor karşımıza.

Sizlerin de anladığı gibi hemen hemen her devlet; her birey, kendisine bilimi “rehber” olarak seçmiştir. Bu rehberin iyiye doğru mu yoksa kötüye doğru mu götürdüğü ise tartışılır durumdadır.

Üreten konumdan tüketen, yaratan konumdansa yararlanan konuma geçen Türk gencinin rehberi, sanıyorum ki olması gereken yerde değil. Zira Atatürk’ün yıllar önce “teokrasiye” yönelik söylemiş olduğu bu söz, günümüz “laik” Türkiye Cumhuriyeti tarafından dahi tartışılır durumdadır.

Bizler; bilimin tutsaklığından kurtulup bilime yön veren konuma geldiğimizde, Atamızın bahsetmiş olduğu “yol göstericilik” kavramını, ancak kavrayabiliriz. İşte o zaman ulaşmak istediğimiz noktaya ulaşabiliriz. Unutmamak gerekir ki; “hayatta en hakiki mürşit ilimdir!..”


Yazar rumuzu : su


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-------------------------------------------------