Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.c-1

Yazar rumuzu : rüzgar21
Eser sıra no : 090204.01
-------------------------------


TEK GERÇEK


"Yurdumuzun en güzel yerlerini üçbuçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı, mağlup eden zaferin sırrı nedir, bilir misiniz? Bilim ve fen ilkelerinin kılavuz edilmesidir," diyen Mustafa Kemal bizlere ilimin önemini belirtmiştir.

Peşin yargılara sapmadan, hurafelere inanmadan, içgüdülerle hareket etmeden yaşayan bir devlet, bilimsel devlet aklına sahiptir. Bu, aklın hakim olmasını gerektirir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş nedenlerinden en önemli olanı: bilimselliğe yeterince yer verememiş olmasıdır.

O zamanın şartları belki de bunu gerektirmiştir, bilemeyiz... Örneğin:1575'te III.Murat, İstanbul Rasathanesi'ni yaptırmış, Şeyhülislam Kadızade'nin padişaha mektup göndererek "rasat" yapmanın, göklerin sırlarını öğrenmeye teşebbüs ve küstahlık olduğunu bildirmesi üzerine, hurafelere kolay inanan padişahın emriyle, İstanbul Rasathanesi yıkılmıştır.

Bilimin en büyük düşmanı cehalettir. Çünkü: Bilim adına yapılabilecek her şey, batıl inançlarla, cehaletle, ön yargılarla yok olabilir.

Çok iyi biliyoruz ki; akılcılık ve bilimsellik Atatürk'ün temel hayat felsefesini teşkil etmiştir. Atatürkçü kuramın, onu diğer siyasal devrim ve kuramlardan ayıran en önemli özelliği, aklın ve bilimin yol göstericiliğini şaşmaz öğe olarak kabul etmesidir. Peki, sadece Atatürk müdür bilimi savunan, ilime inanan?

O yolda yürümeyi şart koşan? Sadece Atatürk değil,Hz. Peygamber’in de ilim hakkında güzel sözlerine rastlayabiliriz."İlim Çin'de de olsa gidip öğreniniz",sözü aslında, büyük düşünürlerin genellikle aynı fikirde olduğunu da bize gösterir.

Uygarlık yolunda bilimle ilerlemeyi değil de, içgüdüyle gerilemeyi sevenler; kültür, medeniyet, uygarlık, eğitim gibi konuların çoğunda başarılı olamaz. Batıl inançlarla, içgüdülerle, hurafelere inanarak uygarlığa ulaşacağını sananlar,
aslında bir çemberin etrafında tur atarlar. Ve görürler ki; vardıkları yer başla-
dıkları yerin kendisidir.

Günümüzde teknoloji dedik mi, akla ilk gelen Japonya’dır. Neden, Türkiye değil de Japonya? Bunu düşündüğümüzde bilim konusunda bulunmamız gereken
yerde olmadığımızı anlarız. Bu ülkeyi bilimde, teknolojide bir Japonya yapmak
için; günde kaç insan işten çıkarılıyor, kaç insan mesleğini yapmıyor acaba... Üniversite mezunu, bilgisayar mühendisi olan kişi sokakta simit satıyor. Halkla ilişkiler okumuş fakat sekreterlik yapıyor... Herkes kendi ailesinden, kendi yakınlarından böyle bir örnek
kesinlikle verebilir. İşte Türkiye bu yüzden bir Japonya değil!

Bardağın her zaman dolu tarafından bakmak sadece yanıltır. Eksilerimizi artı yapmadan, artılarımızla övünürsek, elimizdekilerle yetinir, başarıya ulaşamayız.

Bunlar benim düşüncelerim tabi... Aslında çoğumuz için aslında çoğumuz için aynı düşünceler. Biliyoruz ki, bir şeyler yapmak için, esaret çukuruna düşmemiz gerekmez! Bu çukura düşmeden batıl inançlara sapmadan, aldığımız yolda kılavuz ilim
olmalıdır. Tek gerçek budur. İnsanların ilgi alanları kısıtlandığı sürece bu, kâğıtlara yazılan "tek gerçek" olarak kalır.

"Dünyada her şey için medeniyet için, başarı için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında mürşit aramak, gaflettir, cehalettir, delalettir."
... "Geriye bağlılığı benimseyenler, böyle bir bilgisizlik ve gaflette bulunanlar, evrensel uygarlığın coşup gelen seli altında bir gün boğulmaya mahkûmdurlar.
Unutulmamalı ki; tek gerçek ilimdir. İşte bu "tek gerçeği" kimi yapar, kimi yazar!

Yazar rumuzu : rüzgar21


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

---------------------------------------------------------------