Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

3.a-1

Yazar rumuzu : piyanist
Eser sıra no : 090221.02
-------------------------------


HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR


İlim bir insanın sahip olabileceği en değerli hazinedir. Geçmişten günümüze gelişmekte olan dünyamızın basamak basamak ilerlemesini mümkün kılan tek yol gösterici, pozitif bilimler olarak adlandırılan doğa bilimleridir. Dünyamızın hala büyük bir hızla gelişmesine ayak uydurmak için birçok konuda bilgi sahibi olmalı ve bu bilgiyi kendimiz ve değer verdiklerimiz için yararlı bir şekilde kullanmayı öğrenmeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü, tamamen pozitif bilimleri kastetmese de, onun zekâsını ve dünya görüşünü ortaya koymakta, aynı zamanda, Kurtuluş Savaşı’nın ardından cehalete karşı verdiği savaşın önemini vurgulamaktadır.

Cehalet, bir insanın içinde bulunabileceği en kötü durumdur. Cahil insan, görüşü olmayan insan demektir. Ve bilindiği gibi görüşü olmayan insana, günümüzde de örnekleri hayatımızın bir parçasıdır adeta, yaptırılamayacak şey yoktur. Cahil kişi her alanda sömürülür, kullanılır ve faydalanılır. Kişinin cehaleti her alanda olabilir, din alanında da politik ve kültürel alanda da. Özellikle gelişmemiş ve ülkemiz gibi gelişme sürecinde olan ülkeler üzerinde oynanan siyasi oyunlar neredeyse her zaman o ülke halkının cahilliği ve farkındalıktan yoksun oluşu yüzünden başarıya ulaşır. Bu tür toplumları yönetmek koyun gütmeye benzer. Hiçbir şey açıklanmadan yol gösterilir, halk da gösterilen yolda, kendilerine yararlı veya zararlı olacağından habersiz olarak, ilerler. Bu süreç boyunca durmayıp da yola devam edenler ülkeyi en sonunda parçalanma ve tam bir sömürge olma batağına saplar. Durup düşünerek doğru yolu bulanlar veya bulmaya çalışanlar ise anında sindirilir ve sesleri kesilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu sorun da budur. Kimsenin haberi olmadan kendi çıkardıkları problem ve çatışmaları halkın gözü önünde çözmüş numarası yaparak, gündeme çalkantılar karıştırarak, asıl önemli ve üzerinde durulması gereken konuları yöneticiler örtbas etmektedirler. Sürekli sonu gelmez ve boş vaatlerle, birbirinden anlamsız isteklerle ülkemizi sahibinin elinin altından ayrılmayan köpek konumuna sokan dış ülkeler ve de belki de en önemlisi, iş bulmak yerine işsize resmen rüşvet dağıtan ve aleyhinde bir eleştiri duyduğu anda sindirip bastırarak kişinin en doğal hakkı olan fikrini belirtme hakkını elinden alan devlet adamları Türkiye Cumhuriyeti’ ni muhtaç ve halkını cahil duruma sokmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk’ ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü, bilginin yol göstericiliğini ve doğruyu bulmakta insana olan yardımını anlatır. Günümüz gençliğinin bu karanlık dönemde her şeyden çok kendi yolunu bulmaya ihtiyacı vardır. Ve de bilgisi olmadan yolunu nasıl bulabilir ki? Bilgisi olmazsa elinde geriye kalan tek seçeneği kendine anlatılan yalan yanlış yollar ve yöntemler olur. Bu yöntemlerin de faydasından çok zararını görür. İşte bu gençliğe, ulusun geleceğine, bu yol gösterici bilgi altın tepside sunulacağına çelik kafeslerde saklanmakta ve bu kafeslerin anahtarları bulunmasın diye ülkemizin yöneticileri ellerinden geleni yapmaktadır. Şayet eğer bu gençler Atamızın istediği ve düşlediği gibi aydınlanır ve belirli bir bilinç düzeyine ulaşırlarsa, bu yöneticilerin uzun zamandır taşıdıkları maskeleri düşecek ve bu, onların çıkarlarına ters düşecektir.

Atatürk’ ün bu sözünün özellikle, günümüz Türk genci için anlamı gerçekten çok büyüktür. Gençler, bu ülkenin geleceğidir ve gençlerin bilgi sahibi olup kendi ve zamanla ülkemizin, geleceğini çizmeleri gerekmektedir. Bilgi sahibi olmayanın geleceğini kendisi için başkası ayarlar. Eğer gençler, şu anki yöneticilerin oyunlarına maruz kalır, çeşitli ‘burs’ ve ‘sadaka’ adı altındaki tuzaklara düşüp geleceklerini, düşlerini ve özgürlüklerini satarlar ve aydınlanmazlarsa, onların da geleceği şu andakinden farklı olmaz hatta şimdiki hallerinden bile daha kötü durumda olurlar. Sahiplerinin elinde oynatılan, hiçe sayılan hatta pazarlanan kuklalara dönerler.

Bu çıkar dünyasında bu kadar anlamlı bir söz söylemiş olan Ata’mızı ve yaptığı işleri satın alınmış kalemler ve sahte belgesellerle kötülemek, gençlere; bize yapılan en büyük hakarettir. Eğer Ata’mızı tanıyamaz, onun öğretilerini öğrenemezsek nasıl bir sona ulaşacağımız, düşünebileceğimizin de ötesinde bir iğrençliktir. Bir seri talihsizlik sonucu başımıza geçenler, biz; gençleri bu öğretileri kazanmaktan mahrum bırakmayı seçiyorsa gençler olarak bizim görevimiz inadına, zorla bunları öğrenmek ve uygulamaktır. Eğer çağdaş medeniyetler seviyesine yükselmemiz engelleniyorsa görevimiz zorla ve inadına öğrenmek, çalışmak ve başarmaktır. Artık belirli kimseler tarafından içindeki anlamı boşaltılmış olan İstiklal Marşımızı en güzel söyleme yarışması yapılıyor. Bu yarışmaya sadece sonunda verilen ödül için değil, tam bir Milliyetçi ve Vatansever olduğu için katılmalıdır insanlar. En sanatlı söyleyene değil, en içten söyleyene verilmelidir ödül.

Gençler olarak bu karanlık zamandaki görevimiz, bir kez daha gerçekten kalbimizde hissederek; “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diyerek, bu ülke için çalışmalı, öğrenmeli ve şafaktan önceki bu karanlık zamanda ülkeye şafağı getirmeliyiz.


Yazar rumuzu : piyanist


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-----------------------------------------------------------