Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

3.d-1

Yazar rumuzu : le pavage
Eser sıra no : 090223.02
------------------------------


DEKORUN ARKASINDAKİ YÖNETMEN


Bu sabah da çay kaşığının sesine uyanıyorum. Babamın heyecanlı esprileri çalınıyor kulağıma. Annem çoktan yapmış olduğu planı söyleniyor kendi kendine. Giydirilmeli, kahvaltım ettirilmeli, sonra saçlarım taranacak ve beyaz tokayla tutturulacak. Çantam ancak, beyaz peynirli ekmeğim konduğunda hazır sayılır. Bu sabahın ve bu hazırlıkların bir önemi var. Bu gün çok uzun sürecek olan bir şeylerin başlangıcı çünkü. Babam bu seferlik sağ elimden, annem sol elimden tutuyor. Gri, yarıya kadar cam olan kapıdan, kalabalığın arasından yürüyoruz. Babamın eli neşeyle, anneminki telaşla çekiştiriyor beni. Ben ise daha farklı bir şeye takılmışım. Kapının hemen girişinde kahverengi ahşaplardan oluşturulmuş bir köşe var. Köşenin ortasında altın sarısı bir büst, yüzü tanıdık. Büstün arkasında, ahşabın üzerine aynı altın renklerle yazılmış kocaman yazı, anlayamadığım. Orada ne yazdığını birkaç ay içinde, ne anlama geldiğini ise yıllar sonra anlayacağımı bilmeden 1-A sınıfına doğru yürüyorum.

Çoğu zaman kelimelerin anlamlarını merak ederim. Zaten bu yüzden 1. sınıfı bitirdiğimde karne hediyem 2 ciltlik sözlük olmuştur. Örneğin ilk baktığım kelimelerden biri “mürşit.” Ne demekmiş… Yol gösterici. Evet, düşününce hayatımız boyunca aradığımız o! Bir mürşit. Bazen bir hikâyede; fakire, tuttuğu balığı vermek yerine ona balık tutmaya öğreten bir bilge olarak göz kırpıyor bize; bazen anlamak için defalarca okuduğumuz sözleriyle bir filozof olarak ya da belki sadece babamız oluyor sağlam duruşuyla. Bir bakıyoruz bir profesör, sonra bir müzisyen, örneğin Mozart; 30 yaşında ölen. Okuduğumuz bir kitap, kulağımıza çalınan bir melodi, gördüğümüz bir fotoğraf… Sonraları kendimize dönüyoruz, gördüğümüz yaşadığımız her anı. İşte o her anı aslında bir şeyler öğretirken bize, biz izlediğinden sıkılmış seyirci misali iyice kaykılıyoruz koltuğumuza. Hiç aklımıza gelmiyor canhıraş atlayıp sahneye dekoru parçalayarak tüm bunların ardına bakmak. Bilginin ışığında sahnelenen bir oyunun yönetmeni ilimden başka kim olabilirdi ve dekorun arkasının eğitimden oluştuğu hiç mi aklımıza gelmedi?

Mürşitlerimizi yanımıza, onlarla geçtiğimiz yolları önümüze alıp yürüyelim şimdi. Einstein, atomun bomba olup patlayacağını bilseydi kalkışır mıydı bu işe? Ya da barutu bulan o adam yaşasaydı her silahlı cinayette katil hisseder miydi kendini?
Hayır, bence “en hakiki mürşit”imizi alıp, bir köşede ağzı burnu kan içinde, göğsünden defalarca kurşunlanmış ve sayısız saatler boyunca radyasyona maruz bırakılmış bir şekilde bıraktığımıza üzülürlerdi anca. Bir şeyin yokluğunun ya da unutulmuşluğunun yol açtıkları varlığının ne denli önemli olduğunun kanıtıysa, ilmin olmadığı bir pencereden bakın dünyaya. Cehaletin kabadayılık tasladığı sokaklarda dolanın. Savaşın her mahallesinde, her evinde ilmi unutmuş, ilim unutturulmuş insanlarla tanışın. Dünya kitap okuma haritasında siyaha bulanmış bölgelerde açlığın, terörün gölgelerini gözleyin. Mürşitleri olmadığından yollarını tamamen kaybetmişler.

İlmin olmadığı, unutulduğu,bilginin taşlandığı her yerde göreceksiniz ki yanlışlar, düzensizlikler, katliamlar, açlıklar vardır. Bundan ötürüdür ki Atatürk bu ülkeyi emanet ederken bize, onu en sağlıklı, en sağlam şekilde ayakta tutacak olan ilmin önemini, onu en hakiki mürşidimiz ilan ederek kanıtlamış defalarca altını çizmiştir.

İşte ben yıllar önce bir yanımda annem diğerinde babam girdiğim okulumun kapısında ilk bu öğütle karşılaştım. Bu bilinçle okuduk, büyüdük hepimiz. Yıllar sonra aynı kapıdan çıkarken bu sefer bir elimde ilimi diğerinde eğitimi tutuyordum; büstün yanında yazan “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözünü okuyarak, anlayarak arkama aldım ve yüzümü daha aydınlık günlere, geleceğe dönerek yürüdüm.


Yazar rumuzu : le pavage


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

------------------------------------------------------------