Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

2.e-3

Yazar rumuzu : çağlayan
Eser sıra no : 090220.13
------------------------------


İLME DOĞRU


Hayatımıza yön veren, yol gösteren şey nedir? Biz neyi doğru, yanılgısız ve en gerçek buluyoruz? Ben her iki sorununda yanıtının bilim ve akıl olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemi savunmak adına Atatürk’ün bir sözünü de eklemek istiyorum; ‘’ Bizim akıl, mantık, zeka ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Bütün hayatımızı dolduran olaylar bu gerçeğin delilidirler.’’ Bizler ancak aklımızı kullanarak en doğruyu bulabiliriz. Zaten bilim de aklın doğru kullanımı sonucu ortaya çıkmıştır. Bu durumdan da anlaşılacağı gibi bizler bilimin yolundan sapmamalıyız.

Bilim, nesnel dünyaya ve bu dünyada yer alan olgulara ilişkin tarafsız gözlem ve sistematik deneye dayalı zihinsel etkinliklerin ortak adıdır. Kısacası, bilim yalnızca gerçeği arar ve ona değer verir. Gerçekdışı hiçbir şeyin bilimle ilgisi yoktur. Bilimde varsayımlara, görelik kavramına, kalıplaşmış düşüncelere yer yoktur. Şüphecilik söz konusu olduğu için her şey tartışılır, akıl yolu ile kesin bir yargıya varılır ve bu yargı sistematize edilir. Bu durumda sizce de bilimi kendine rehber edinen milletler doğrularla birlikte ilerlemez mi? İşte bu yol en gerçek yoldur. Bir de inançları ele alalım. İnançlarda çok eski zamanlardan bugünlere süre gelmiş ve kesinlikle tartışması söz konusu olmayan bir özellik benimsenmiştir. Bilimle inancın ortaya çıkış şekillerini karşılaştıracak olursak bilim ve inancın hemen hemen tüm özellikler bakımından zıt olduklarını görebiliriz. Ve şüphesiz ki; bilim daha gerçek, somut ve kesindir.

Bilim, sözcüğünün kökünden de anlaşılabileceği gibi bilmek kelimesinden türemiştir ve bunu esas alır. Bilim yolundaki bir insan bilgisizlikten kurtulmuş, hayatı daha iyi tanıyan ve anlayan böylece yaşamını kolaylaştıran bir bireydir. Bilim gerçekleri içerisinde yetiştirilmiş insanlar asla bir düşüncenin esiri olamazlar. Onlar için bir düşünce yetersiz, birçok düşünce geçerlidir. Kendi bildiklerinin izinde başkalarına muhtaç olmadan yaşarlar. Ve böylece bilimle birlikte düşüncelerini de toparlayarak ilerlerler. Bilimin gösterdiği yolda ilerleyen insanlar sürekli kendini yenilerler. İnançlarına inanan, güvenen insanlar bilimin gerçeklerinin farkında değillerdir. Fakat inançlar geçmişte de aynıdır, günümüzde de. Bizler değerlerimizi, inançlarımızı, inandıklarımızı bilimin yolun geliştirmeliyiz. Çünkü bilim, bizim için doğruyu ifade eder. Yenilikçi olmamızı, yeni fikirlere açık olmamızı sağlar. Hayatta bize yol göstericidir. İşte değerlerimizi de bu yönde ilerletirsek, yaşamımızı geliştirmiş oluruz. Fakat inançların izinde geçmişte yaşarsak, hiçbir yol katedemez, yerimizde sayarız.

Bilimi bir hikâyeyle anlatmaya devam etmek istiyorum. ‘’Bir lisan âlimi bir kayığa binmişti. Kendini öven bir yüzle kayıkçıya dönüp: ‘ Sen hiç gramer okudun mu?’ dedi. Kayıkçı ‘Hayır’ diye cevap verdi. Bu sefer âlim‘ Ömrünün yarısı boşa gitmiş.’ Kayıkçı bu sözler üzerine üzülmüş, gönlü kırılmıştı. Bir cevap veremedi. Biraz sonra bir fırtına patladı, kayık batmak üzereydi. Kayıkçı gramer âlimine seslenerek: ‘Yüzme bilir misin?’ dedi. Âlim korkuyla: ‘Hayır, bilmem.’ deyince;‘İşte bütün ömrün şimdi gitti. Birazdan kayık batacak.’ dedi.’’ Bu meşhur hikâyeden alınması gereken dersler çoktur. Bilimle övünmek ve kibirlenmenin nahoşluğu, kalp kırmanın, başkalarının eksik ve kusurlarını araştırmanın yanlışlığı açıkça hikâyede belirtilmiştir. İnsanlar bu yönde davranışlarla sadece karşısındakini kırmakla kalmamış; kendini de küçük düşürmüş olur. Bu davranışlarımızda bilimi de içine alırsak bilim yolunda hayatımızı geliştiremeyiz. Bir başka konuya gelirsek pratik bilgi, teorik bilgiye nazaran daha faydalıdır. Çünkü pratik bilgi bir tür deneyim sonucu ortaya çıkmıştır. Hikâyenin sonucuna gelirsek, en büyük âlim bile olsa insanın dünyanın faniliğinden ibret alması, bilimle övünerek insanları küçük düşürmesi yalnızca bu dünyaya yönelik bilginin yetersizliğindendir.

Hayatta bizim için en doğru yol gösterici bilimdir. Bizler bu yolda ilerlediğimiz sürece gelişebilir ve geliştirebiliriz. Hayatı bir yol, bilimi ilerletici bir etken, bizleri de bu yolda bir araba konumunda düşünürsek; ilerlemek ve gelişmek için bilim etkenine ihtiyaç duyarız.

Kısacası, hayatla ilimin bir satranç tahtasında rakip olarak oturduklarını düşünürsek; hayatın bilimi mat edemediğini söyleyebiliriz.


Yazarın rumuzu : çağlayan


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-------------------------------------------------------------

-------------------------------------------------------------