Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

2.d-3

Yazar rumuzu : aykırı
Eser sıra no : 090220.08
--------------------------


BİZ SANA MECBURUZ, SEN YOKSUN


İçimde bir düğüm, bir sıkıntı… Ne yapacağımı bilemiyorum. Boşluktayım. Bu ev, bu sokaklar sarmıyor beni. Bir eksiklik duyuyorum. Olması gerekenlerin yokluğu var. Bunu nasıl gidersem bilemiyorum. Nedenini de bir türlü anlayamıyorum. Kimi kez dağın yamacındaki yalnız bir ağaca benzetiyorum kendimi. Bilinmezliklerle dolu bu dünyada yaşamak ağrıma gidiyor belki de. Kimsecikler yok beni anlayacak. Kime sorsam gözlerini toprağa deviriyor ‘’ Ben bilmem, anlamam. ‘’ diyor. Kim yardım edecek peki bana?

Bir labirentteyim. Çok uzun ve çok karmaşık bir labirentte. Çıkışı gösterecek bir kılavuzum olsun istiyorum yanımda. Korkularımın yerini cesaret alsın istiyorum. Bir köşeye sinip kendimi bırakmadan önce cesaretim beni sarıp sarmalasın istiyorum. Sürekli aklımdan sorular geçiyor. ‘’İnsan en çok neden korkar?’’ diye sorup duruyorum kendime. Karanlık bir ormanda yalnız başına yürüyen bir adamın, bilinmezin karşısındaki aczini yaşıyorum aslında. Bir yanım ‘’ az sonra güneş doğacak! Ağacın yeşilini, suların mavisini, kuşları, börtü böceği görünce bütün korkuların yerini sevince bırakacak’’ diyor. Öbür yanım ise göğe doğru uzanmış ağaçların her bir dalını hayaletten bir parça gibi görmeme neden oluyor. Ne yapmalıyım peki? Bir kayanın altına saklanan yılan misali kafamı bir kaldırıp, bir gizleyerek mi yaşamalıyım? Etrafımda dönüp duran bu kısır döngünün kaosuna mı katılmalıyım yoksa?

Ormanın tam ortasındayım. Nereye gideceğini bilmez ayaklarıma komut veremiyorum bir türlü. Beynim durmuş sanki. Emirlerime karşılık dahi vermiyor. Neden? Niçin? Nasıl? Binlerce soru beynime ardı ardına üşüşüyor. Kendimle savaşı kaybettim. Usulca uykuya teslim oluyor bedenim. Bir rüya görüyorum. Karanlık bir tünel var önümde upuzun. Nereye gider bu tünel, beni nerede bırakır, kimlere teslim eder bilmiyorum. Bildiğim tek şey tünelin ucundaki ışık huzmesi. Yürüyorum, yürüyorum bir türlü ışığa yaklaşamıyorum. Bir an önce ışığa kavuşmalıyım diye koşuyorum bu kez; ama yine olmuyor. Ayağım yerdeki taşlara, çalılara, dikenlere takılıyor; dizlerim, ellerim paramparça oluyor. Canım acıyor, avuçlarım kanıyor. Pes diyorum, pes ettim. Karanlıkta kalmaya razıyım. Bir adım daha atmaya takatim kalmadı.

Beynime iki fikir aynı anda hücum ediyor adeta. Savaşıyorlar içimde. Bir taraf başaramazsın, geri dön, yapamazsın diyor. Karanlıklardır senin payına düşen. Işığa kavuşmak kolay mı öyle? Var git, düzeni bozma, evine dön. Zaten kim ulaştı ki bizlerden o ışığa? Sen de yapamazsın vazgeç diyor.

Karanlık yanım tam beni kandıracakken saflar yer değiştiriyor. Diğer yanım kararlıca yanıma sokulup gözlerimin ta içine bakarak; ‘’Kendine gel’’ diyor. Korkma, sakın yılma! Yapamazsın diyenlere inat kendine güven. Sen görmesen de, seninle olduğunu bilmesen de senin kılavuzun var. Bilimdir seninle yan yana, kol kola yürüyen. Senin rehberin odur. Tüm korkularını, endişelerini, kaygılarını yok edecek olan o. Kimsenin sözlerine aldanma, inanma, kanma diyor.

Bana bakan bir çift kararlı göz aklımı başıma getiriyor. Son bir hamleyle beynim belki de en doğru kararını veriyor ve zor olanı seçiyor. Yılmadan, yorucu olsa da durmadan, sürekli koşmayı ve ışığın efendisi olmayı…

Evet, ışığa ulaşmak kolay değil. Çok çalışmak, okumak, araştırmak, bilinmeyeni bilinen kılmak gerekiyor. Çaba sarf etmek, emek vermek gerekiyor. Görünenin ötesine ulaşmak, belki de bilimin ölümsüzlüğünü kamçılamak gerekiyor. Ama her şeyden önce inanmak gerekiyor. İnançla, sabırla, kararlılıkla bir kez girildi mi karanlık tünellere; mutlaka aydınlıklar bizleri bekleyecektir yolculuk sonunda.

Üstelik tünelden çıkmayı başaran yegâne insan ‘’sen’’ olmayacaksın. Senin gittiğin yolu takip edip ışığa kavuşacak kaç kişi olacak senin gibi? Tüm bunları düşünmek bile karanlıklarla, aydınlık yarınlar için savaşmaya değmez mi? Ya sonsuza dek karanlığın mahkûmu olacaksın, ya da aydınlıklar saracak dört bir yanını. Seçim senin…


Yazar rumuzu : aykırı


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-----------------------------------------------------------