Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.c-3

Yazar rumuzu : zorgeçit
Eser sıra no : 090205.01
---------------------------------


NE SİHİRDİR NE MASAL


Orta Çağın karanlığında ya da ilk çağlarda yaşadığınızı ve şu özelliklerde bir hizmetçiye sahip olduğunuzu farz edin:

Evinizi ateş yakmadan sıcacık yapar. Dumansız ve kokusuz bir ışıkla evinizi ışıl ışıl aydınlatır. Sizi padişahları kıskandıran bir koltuğa oturtarak size dünyanın öbür ucundaki insan ve doğa manzaralarını capcanlı olarak izletir. Dünyadaki tüm gelişmeleri de anında size sihirli bir aynadan gösterir. Sihirli bir halıdan kat kat daha gelişmiş bir araçla sizi en uzak mesafelere kısa bir sürede yanınızdaki tonlarca eşyayla ulaştırır. Hatta sizi Ay’ın yüzeyine uçururken havada Hz Süleyman ile karşılaşmamaya dikkat edin ki sizi kıskanıp komplekse girmesin.

Küçücük bir aletle, dağ başında bile sizi tüm sevdiklerinizle, ister görüntülü ister görüntüsüz, konuşturur. Küçücük bir alete dünyanın bilgisini depolar. Birkaç düğmeye basarak istediğinizi bu aletten öğrenebilirsiniz.
Mutfağınızda mevsimi geçmiş meyve ve sebze mi istiyorsunuz? Çamaşırlarınızın zahmetsizce tertemiz yıkanmasını mı istiyorsunuz? Üstünüze tam oturan kaliteli elbise mi istiyorsunuz? Yazın cehennem gibi sıcağında yelpazesiz serinlemek mi istiyorsunuz? Bu sıcakta soğuk, lezzetli içecekler mi istiyorsunuz? Hizmetçinizden daha daha çok şey isteyebilirsiniz. Bu isteklerinizi gerçekleştirmek onun için çocuk oyuncağı.
Yapabileceklerinin yanında bu saydıklarım devede kulak kalır.

Artık şimşeklerin sıçrayışından, gök gürültüsünden, gecenin karanlığından, ölümcül nice hastalıktan… korkmanıza gerek yoktur. Birkaç gün sonra yağmurun yağıp yağmayacağını da hizmetçinizden öğrenebiliyorsunuz. Üstelik bu hizmetçiniz yemez içmez, yatmaz uyumaz, yirmi dört saat gıkını çıkarmadan, nazlanmadan yanı başınızda el pençe divan durarak emrinize amadedir. Bu hizmetçiniz yaşlanmaz, hastalanmaz, yorulmaz, tersine gittikçe güçlenir, hizmet etme kalitesi ve çeşitliliği artar.

Bu hizmetçinin özellikleri saymakla bitmiyorsa, kim: ‘’Böyle hizmetçiye can kurban.’’ demez. Orta Çağda hangi kralın ya da derebeyin böyle bir hizmetçiyi satın almaya gücü ve hazinesi yeterdi. Böyle bir hizmetçiye sahip birine kim saygı göstermez, kim kendisinin ondan daha güçlü ve zengin olduğunu ileri sürebilir.

Tahmin ettiğiniz gibi bu hizmetçinin adı bilimdir. Bilim Tanrının insana armağan ettiği en hakiki elçidir. Tanrı demiş ki: ‘’Ey İnsanoğlu, bir dilenci gibi el açarak bana yalvarıp yakarmayın. Size, her derdinizin devasını kendinde barındıran bilim hazinesini verdim. Bu hazinenin kapısını açmanız için de akıl anahtarını verdim. Çalıştığınız takdirde zaten bilim elimin size uzatılmış olduğunu göreceksiniz. Ben kâinatın tüm bilgisine sahibim. Bu sayede gücüm her şeye yetiyor. Tüm işlerimi de bilimsel yolla halletmekteyim; ama siz insanoğlu bu bilgiden çok çok uzak olduğunuz için yaptıklarımı mucize olarak nitelendiriyorsunuz. Bütün işlerimi sadece ‘’ol’’ düğmesiyle zahmetsizce halletmekteyim.’’

Yunus Emre: ‘’ Ben ayımı yerde buldum / Bana rahmet yerden yağar / Benim yüzüm yerde gerek.’’ Bizler kurtuluşu yukarılarda değil ayağımızın altındaki bilim hazinesinde aramalıyız. Umudumuzu, kurumuş ağaçlara bağlanan bezlere değil bilime bağlamalıyız. Allah’ın asıl elçisi bilimdir. Bizler ancak bilimin ışığıyla yol alırsak Allah’a yaklaşabiliriz. Asıl elçi, yol gösterici bilimdir. Bilim yolunda boşa kürek çekmek, yerinde saymak, hele hele geriye gitmek yoktur, attığın her adım seni ileriye taşır.

Bazı insanlar bilime sıcak bakmazlar. Onlar, bilimin inançlarını zedeleyeceğinden, inançlarının bilimin fırtınasında yıkılacağından ve böylece Allah’tan uzaklaşıp boşluğa yuvarlanmaktan korkuyorlar. Dinleri gerçeklikten uzaklaşmış olanlar bilimin gerçekleri karşısında dinlerine çeki düzen vermek zorunda kaldılar. Bazıları da bilimin buluşlarını kendi din kitaplarında önceden zikredildiğini ileri sürerler. Kutsal kitaplarındaki ifadeleri zorlayarak dinlerinin bilimin öncüsü olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar. Bilim son söz sahibidir. Herkes bilime ayak uydurmak zorundadır. Asıl güç bilgide saklıdır. ‘’Doğru din benim dinimdir.’’ davası bilim mahkemesinde karara bağlanacaktır. Bilim kapsayıcıdır, dinleri içine alır. Dinlerin verdikleri bilgiler onunkilerin yanında cüce bile olamıyor. Görülmeyeni de günün birinde görülür kılacaktır.

Allah, bize bilimin nimetlerinden yararlanmamız için akıl verdi. Akıl Mecnun’dur, bilim de Leyla. Mecnun gördüğü her zerrede Leyla’dan bir iz arar. Leyla olmazsa Mecnun ne işe yarar. Mecnun’un işi gücü Leyla’yı aramaktır ve bu aramanın sonu yoktur. Leyla’dan bir iz buldukça arama şevki ve aşkı katlanmaktadır.

Bilim şimdilik kalkış hızındadır, acemilik çağındadır. Buna rağmen neleri yapabildiğini görüyoruz. Gün gelecek lafın lafı açtığı gibi buluşlar birbirini tetikleyecek. Öyle enerji türleri bulunacak ki elektrik enerjisinin pabucu dama atılacak. Bilim sonsuz güce sahip olduğu için dünyayı cennete de cehenneme de çevirebilir; ama korkmayalım, akıl cehenneme çevirmemize izin vermez. Cehenneme çevirsek bile ondan önce cennet gibi bir gezegen bulup oraya taşınmış olacağız. Bilim, güneşin ipinden tutup onunla uzak gezegenleri ısıtacak. Mars’a altın renkli buğdaylar ekip biçeceğiz.

Sadece bilim her işe burnunu sokma hakkına sahiptir. Bilimin giremeyeceği delik, üzerinden otoban geçiremeyeceği dağ yoktur. Yeraltına, okyanusların dibine yolculuk yapar, yedi kat göklere el atar. İnsanlığın en büyük özlemlerinden olan barış, öyle kuru laflarla gerçekleşmez. Bunun formülünü ancak ve ancak bilim bulabilir. Bilime dayanmayan kuru ve boş fikirlerle iş yapmak, onların üzerine bir şeyler bina etmek geriliğe sebep olacaktır. Çünkü boşlukta ilerlemek imkânsızdır. Bilimle konuşmayanın ayakları yere basmaz. Toplumlar da bilimle, akılcılıkla bilim adamları tarafından yönetilmeli; çünkü bilimle uğraşanlar yalan dolan bilmezler, tembellik etmezler, en doğrusunun peşinden ayrılmazlar.

Bilim olmasaydı beni benle, beni evrenle kim tanıştıracaktı. Bilim olmasaydı dünyanın düz bir tepsi olmadığını nerden öğrenecektim. Bilim olmasaydı dünya bu kadar insanı nasıl taşır ve doyururdu. Bilim olmasaydı ay ve güneş tutulmasından duyulan korkuyu kim giderirdi. Bilim insanlığın dikensiz, aydınlık gülüdür. Bilim aklımın evidir.


Yazar rumuzu : zorgeçit


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

--------------------------------------------------------------------