Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.b-3

Yazar rumuzu : virüs44
Eser sıra no : 090127.01
-----------------------------


KEŞFETMENİN KOKUSU


Yazıma öncelikle “ilim” kelimesinin sözlükteki anlamıyla başlamak istiyorum; bilme, biliş, bilgi, bilim… Gördüğünüz gibi bilme işine ilim diyoruz.

Bir şeyleri bilmek, öğrenmek, keşfetmek sizce de büyüleyici değil mi? Özellikle bu keşfettiğimiz şek kendi sahip olduğunuz, içinde bulunduğunuz dünyaysa, bilgi sahibi olmak yüreğinize yeri doldurulamayacak kadar değerli bir mutluluk getirmiyor mu? Evreni keşfetmek kadar heyecanlı bir şey daha söyleyin bana! Bilim olmasa içinde yaşadığımız dünyayı nasıl anlayabiliriz ki? Bunu anlayabilmek sizde de nefes kesen, beyaz renkli bir gülümseme yaratmıyor mu?

İçinde yaşadığımız dünyayı yalnızca bilim insanları değil, her gün, fark etmeden biz de keşfediyoruz. Bu anlamda bilimden uzak olmamızın mümkün olmadığını düşünüyorum. Bilim aslında gözlerimizle beynimizin arasında bir yerlerde ortaya çıkmak, önem kazanmak ve fark yaratmak için bizden emir bekliyor. Gözlerimizin gördüğünü beynimiz de düşünmeye başladığında bilim yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Gözler ve beyin arasındaki bu ifade edilemez bağlantı ne zaman kesilirse, bilim de o zaman dudak bükerek ayrılıyor sahnesinden.

Tabii ki yalnızca bu bağlantıyla evreni keşfedemezsiniz. Size evreni keşfetmenin ikinci aşamasının formülünü vereceğim:
E=m.c2
Hayır, Einstein’ın ünlü denkleminden bahsetmiyorum. Benim formülümün açılımı daha farklı:
Evren=merak x cesaret2
Evreni keşfedebilmek için merak ve çokça cesarete de ihtiyacınız var. Bu merak ve cesareti gösterebilen insanlar günümüze ne kadar çok şey katmışlar.

Düşünüyorum da olaylara bakış açımızı değiştirebilsek biz de geleceğe birçok değerli şey bırakabiliriz. Örneğin; teknolojik aletleri hayatımızı kolaylaştıran araçlar yerine hayatımızı sirke çeviren oyuncaklar olarak görmeyi bıraksak, genel kültür sandığımız magazin dergileri yerine bilim-teknik dergileri okusak, saçma sapan televizyon programları yerine belgeseller izlesek kahvehaneler yerine kütüphanelerde sabahladığımız günleri de görebiliriz. Ama ne yazık ki Einstein’ın da dediği gibi “ön yargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur.”

Dünya öyle bir hazine ki, zamanla, içinde bulduğunuz her şeyin aslında geri kalanların yanında hiçbir şey olduğunu anlıyorsunuz. İşte bilmenin tüm güzelliği ve gizemi de bu noktada ortaya çıkıyor. Bu duyguyu aslında herkes sürekli yaşadığını fark etse belki olaylara bakış açımızı değiştirir ve daha önce de bahsettiğim gibi geleceğe değerli birçok şey bırakabiliriz.

Umarım bir gün insanlar ulu önder Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” Sözünü anlarlar. Umarım bir gün toplumlar birbirleriyle bilim-teknik alanında yarışırlar. Bir gün bilimin önemini ve aslında ona ne kadar yakın olduklarını anlayıp, göz, beyin, merak ve cesaret koordinasyonunu sağlayarak keşfetmenin o şeffaf kokusunu ciğerlerine kadar çekerler. En azından ciğerlerinde sigara dumanından daha yararlı bir şey olur.


Yazar rumuzu : virüs44

Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

--------------------------------------------------------------