Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.e-5

Yazar rumuzu: ulus
Eser sıra no : 090218.03
----------------------------


KANAYAN YARA


Türkiye bu asrın başlarından beri birçok afetlerin, birçok misyonerlerin içinden geçip geldi.Bu enkaz altında sayılarla ifade edemediğimiz değerlerimiz yok olup gitmiştir.Yalnız tarihin sahnesinde o yüce insanımızın :”Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”sözü can çekişmektedir.

Ne güzel söylemiş atamız hayatımızdaki baki,kalıcı ve en değerli varlığın ilim ve fen olduğunu…Toplumlar geride bıraktıkları izleri yalnızca ilimle ,irfanla gelecek kuşaklara aktarabilir.Cehaletin kol gezdiği bilim ve fen’in olmadığı bir diyarda geriye kalan tohumlar cahilliğin toprağında toza toprağa karışıp,yok olup gider.Geçmişin ilmini ve izini bulmaksa hayli zorlaşır. Bize emanet bırakılan Cumhuriyet’in demokratik düzeni Atatürk’çü düşünce sistemine çomak sokmaya çalışan Şeriat yanlıları,misyonerler ve kalpazanlar ne yazık ki içimize kadar girmiş geleceğe emanet bırakacağımız gençlerimizi ağlarına düşürmeye çalışmaktadırlar.Görünen O ki ilmin derde deva çarelerinin fen’de özgür ve laik yaşamın manasını eğitimde aramak yerine tam tersi:Gençliğimiz eğitimi süslü batıda şifayı ise şeriatta aramaktadır.Toplumlarda batıl inanç ve kolaya kaçmada bir meyillilik görülüyor.Yaşadığımız bu özgür ortamda bile ulusların birbirlerine savaş açması,ülke ekonomisinin bir türlü paçasını kurtaramaması,siyasete kurban giden onca canlar ve bir köy yerinde köpeğin ulumasının uğursuzluk diye nitelendirildiği bir ortamda ilim bahse konu olabilir mi?En-el Hak diyen Hallacı MANSUR’un etini derisinden ayıran,Dünya dönüyor diye sallandırılan ve canları pahasına da olsa ilmi topluma kazandırmaya çalışan düşünürlerin geride bıraktığı bir toplumuz. Siyaseti artık okullara kadar çantasında sürükleyen “En iyi mesleğin en iyi para getirendir.” Diyen gençlerimiz ilmi paraylamı eşdeğer tutuyordu… Medyada bile en çok para getiren mesleklerin hangileri olduğu tartışılıyor. Acaba ilim ve en başarılı olan fen’i nereye atmışlardı? Aslında toplumu birazda biz bu hale getiremiyormuyduk? İlmin gerçeklerini arka plana atıp kendilerinin tuttukları yanlış yolda yürüyen bir uygarlık tırpan girmemiş bir tarla gibi zamanla yabani otlara teslim olur. Artık ne o tarladan bir hayır ne de yetiştirdiklerinden bir verim alınamaz. Toplumların düzen ve gidişatı için elbette ki hayatta en gerçek en değerli en baki kalan ilimdir. İlim olmayan toplumda din,dil,soy kavramlarından bahsetmek tabiî ki akıl işi değildir. Öyleyse en iyi gerçeği bilen şeriat ve siyaseti resmi kuruluşlara sokmaya çalışan zihniyetler bilmezmi ki Kuran-ı Kerim’in bile ilk ayeti: “oku” sözcüğü olduğunu, Hz. Ali kendisine bir harf öğretenin kırk yıl kölesi oluyorken bize ilmi bahşeden Cumhuriyet ve özgür yaşam tarzını emanet eden bu ilme sahip çıkmamız gerekmez mi ? Eğitimi ve gelişimi batının kirli yüzünde arayan gençlerimiz hiç düşünmezlermi ki, biz bu kapalı sistemi,ortaçağ düşüncesini,saltanat ve cahillik duvarını demokrasi, irfan ve ilimle yıktık. İlk çağlardan bugüne dek gizli kalmış, açıklanmamış bir çok olayı dinimizi, dilimizi ve benliğimizi elbetteki geçmişten geleceğe kadar bize bilim ve fen ışığında ulaşmıştır. Cahiliye devrinde bile kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömmekten kurtarmıştır.Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?Yaşıyorsak bir anlamı özgür ve demokratik bir ortamdaysak bunun bir kaynağı vardır. Öyleyse biliyorsak, anlıyorsak yaşıyoruz demektir. Cahiliğn kollarında kapalı kapılarda umut arayıp, ayağını zorla bilimin gelişmelerine direyen toplumlar ne yazık ki eninde sonunda kendilerini yine bilimin kucağında buluyor. Gelişimin ve ilmin en büyük düşmanları bile ister istemez cahillik sarhoşluğundan bir an uyanıp, kurtarıcı olarak yine bilime koşuyorlar. Aldıkları sonuçlardan en iyi netice çıkaran gericiler halen daha fikirlerini çomak gibi düzenin işleyişine sokmaya çalışmaktadırlar. Cahil toplumların tozlu beyinlerini temizleyerek yüksek medeniyetler seviyesine çıkaracak tek bir yol var ki oda ilim öğrenmektir. Dünya ulusları devletin milletin egemenliği esaslarına dayandırılarak demokratik bir cumhuriyet taraftarı olan devletler yine öğrenme ve araştırma ışığında yüksek medeniyetler seviyesine ulaşmışlardır. Irk,rejimi ne olursa olsun kapısını bilim ve yeniliklere kapalı tutan millet kapalı tuttukları o odada yalnız kalırlar,artık ne gelecek nesil onlardan haberdardır, ne de çağdaşlaşma…

İlmini zorla öldüren bir toplum geleceğinide öldürmüş demektir. Günümüzde bile gelişimini tamamlamamış bazı dıştan büyük ve gelişmiş ama içi boş olan bu devletlerin bile bir avuç toprak için cahilliğin önderlik ettiği ırkçılık yüzünden onlarca masum çocuk öldürülüyor,bir karmaşaya sürükleniyor dünya, buda cehaletin en büyük örneğidir. Aynı zamanda bu gidişata ses çıkarmayan dünya lideri devletlerinin de çağdaşlık ve gelişmişlikten söz etmesi tamamen yersizdir. İlim ;ahlak, hoşgörü ve bütünleşmeyi ön görür.

Hayata dair değeri ölçülemeyen biz yok olsak bile bizi biz gibi anlatan bir gelecek için en hakiki değer ve kalıcı olan geriye bıraktıklarımızdır.Hayata yontulup geriye kalmakta ve aynı zamanda hayatı kendimize göre yontup,bilinçlenmek hayata yön vermekte yine kendi elimizdedir.


Yazar rumuzu : ulus


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

--------------------------------------------------------