Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

5.a-2

Yazar rumuzu : sindoma
Eser sıra no : 090224.07
-------------------------------


ATATÜRK DEVRİMLERİ'NİN TEMELİ


Atatürk Devrimleri'nin temel amacı, Türk Halkı'na daha çağdaş bir yaşam ortamı sağlayabilmektir. Bu yaşamı sağlayacak kurumlar ileri medeniyetlerden örnek alınıp ilimin ve fennin ışığında kurulmuştur. Atatürk'ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü devrimlerine temel oluşturmaktadır. Burada “Atatürkçülük nedir?” sorusuna da cevap verirsek konunun daha net bir şekilde anlaşılacağına inanıyorum. Atatürkçülük; “Eğitimde ve dünya görüşünde pozitif ilmi egemen kılmak, devleti halk egemenliği temeline oturtmak, toplumu sınıf kavgasından azade bir halk ve bütün insanları eşit görmekten ibarettir.” diyor Halil İnalcık. Kısacası Atatürk için önce akılcılık ve ilim gelmekteydi. Devrimleri de bu ilkelerin ışığında gerçekleştirdi. Mustafa Kemal, halkı Ortaçağ karanlığından kurtarıp, ileri medeniyetler seviyesine taşımıştır; ama bütün bunların bir anda gerçekleştiğini savunamayız. Atatürk'ün bizi bu seviyeye nasıl ulaştırdığını anlamak için işe önce onun nasıl bir düşünce ortamında yetiştiğini kavrayarak başlamalı.

Osmanlı'ya dönüp baktığımız zaman batıl inançların, ümmet bilincinin doğurduğu hurafeleri ve temelsiz düşünce akımlarını görürüz. Mustafa Kemal, tüm bunların iflas ettiği bir dönemde ortaya çıktı. 1890-1914 arası gördüğümüz “Garpçılık-Batıcılık” akımı Atatürk'ün düşünceleri üzerinde kuvvetli etkiler yaratmıştır. Dr. Abdullah Cevdet, Kılıçzade Hakkı, Celal Nuri gibi aydınlar hurafelerden arınmış “İlmi bir İslamiyet” önerisinde bulunmuşlardır. “Modern ilme inanan müslüman, bilgisiz bir müslümandan yüz kere daha müslümandır” onlar için. Batıdaki Protestanlık gibi İslamiyet'te de köklü değişiklikleri savunmuşlardır. Kılıçzade, Atatürk'ten önce Latin alfabesinin kullanılmasını, kılık kıyafetin batıdaki gibi olmasını, tesettür ve fesin kaldırılmasını, medreselerin kapatılmasını önermiştir. Bunlar ve bunlara benzer fikirler Mustafa Kemal'in din ve toplum üzerindeki devrimlerinde etkili olmuştur.

Atatürk Rousseau, Descarts gibi önemli filozofların eserlerini okuyup, bunlardan dersler çıkaran ve bunları yeni bir millet yaratmada başarıyla kullanan modern, ilerici ve dirayetli bir liderdir. Atatürk, pozitif bilim düşüncesinin, Türk insanının sosyal ilişkilerinde, toplum ve kainat anlayışında kılavuz olmasına, geleneklerin yerini aklın almasını özlüyordu. Sosyal Darvinizm teorisi, Mustafa Kemal tarafından desteklenmiştir. Hayatta kalmak, var olmak yalnız ve yalnız güçlü olmaya bağlıdır. Bu hedef her şeyi meşru ve haklı kılar.

Şimdi burada gülü olma mevzusunu ele alalım. “Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin payidar neticeler vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir.” diyor Mustafa Kemal 24 Mart 1923 tarihinde. Yine Atatürk 25 Ağustos 1924 tarihinde “Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.” diyor. Atatürk'ün ağzından çıkan, bunlara benzeyen yani eğitimin önemini vurgulayan daha nice söz bulmak mümkündür. Mustafa Kemal, eski devrin, Batı ve Doğu'nun etkilerinden uzak, kendi kültürümüz ve tarihimizle bağlantılı bir eğitim sistemini savunmuştur. Okul ve okulun vereceği ilim ve fen ile Türk Sanatı, İktisadiyatı, Edebiyatı ve Şiiri'nin gelişeceği savunulmuştur.

Uygarlık için, yaşam için, başarı için tek doğru yol gösterici ilim ve fendir. Yüzlerce yıl öncesinden kalmış ilim yasalarını, mevcut olan günde uygulamaya çalışmak fennin içinde bulunmak değil tam tersine gaflet ve delalet içinde bulunmaktır. Pozitif bilimi kavrayıp onu uygulayabilmek yaşadığımız zamanın gelişmelerini anlayabilmektir. Eğer kendimizi ilmin ışığından mahrum bırakırsak dünya ile alakamızı kesmiş oluruz.
Medeniyet sahasının üzerinde yaşamımızı sürdürebilmek için fenne ve ilme ihtiyacımız vardır. “Gözlerimizi kapatıp, herkesin ayrı ve dünyadan uzak yaşadığımızı düşünemeyiz. Bir sınır içinde kalıp, dünya ile ilgisiz yaşayamayız. İleri ve uygar bir ulus olarak, çağdaş uygarlık alanı içinde yaşayacağız. Bu yaşama da ancak bilgiyle teknik ile olur. Bilgi ve teknik nerede ise oradan alacağız. Ulusun her bir insanının kafasına koyacağız. Bilgi ve teknik için başka bağ, başka koşul yoktur.” diyor Atatürk. Burada dikkat çekn bi hususta ilmi öğrenmek için hiç bir şartın olmamasıdır. Yani ilimde ayrımcılık, kafatasçılık, tarikatçılık gibi bölücü unsurlar olmaz. İlimde din, mehzep, tarikat, ırk, renk aranmaz. İlim birleştirici bir ögedir. Ayrıca cumhuriyetin ilmi tek tek bireylerin kafasına yerleştirmeyi amaç edindiğini görüyoruz.

Mustafa Kemal yaptığı bütün devrimlerde gelebilecek bütün tepkileri göğüslemeyi göze almıştır. Bunun nedeni Türk Devrimi'nin halk tarafından istenmeyip tepeden gelmesidir. Yani bir Fransız Devrimi'nde olduğu gibi halkın talepleri doğrultusunda gerçekleşmemiştir. Riski çok yüksek bir harekettir, başarısızlık ihtimali görmezden gelinemeyecek kadar yüksektir. Bu tarzda bir hareketin başarısız bir örneğini görmek için çok uzaklara gitmemize gerek yoktur. İran örneğini ele alalım. Şah Pehlevi yaptığı yenilik hareketleri ve reformlarla halkını aydınlığa kavuşturmaya çalışmıştır. Fakat halkın bir bölümü tarafından benimsenmeyen bu reformlar hem Şah'ın sonunu getirmiş hem de ülkesini aydınlığa çıkarmaya çalışırken ülkenin kendisini daha da karanlık bir ortamda bulmasıyla neticelenmiştir. Türk Devrimi gerek iyi bir stratejinin benimsenmesi, gerek şans ve bir ulusun üstünden ölü toprağını atıp büyük bir azimle, modern dünyayı yakalama gayesiyle oluşturduğu bir sinerjinin sayesinde başarıya ulaşmıştır. Yazımı Atatürk'ün şu sözleriyle bitirmek istiyorum: “Şimdiye kadar ulusun beynini paslandıran, uyuşturan ve bu istekte bulunanlar olmuştur. Herhalde zihinlerde bulunan boş inançlar, tümüyle atılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyne gerçek aydınlıkları aşılamak olanaksızdır.”


Yazr rumuzu : sindoma


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

----------------------------------------------------