Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.c-5

Yazar rumuzu : palyaço
Eser sıra no : 090209.01
--------------------------------


HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİD


Hayatta en hakiki mürşid ilimdir.” sözünün gençler için anlamını anlatmaya bir genç olarak bu sözün benim için anlamını anlatmakla başlayacağım.

İlim, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan yola çıkarak bilimin hayatımızdaki önemini biraz irdeleyebiliriz.

İnsanlar tarih boyunca yaşadıkları dünyayı keşfetmeye, daha iyi yaşamak için koşullar yaratmaya, dünyayı güzelleştirmeye çalışmışlardır. Bunu yapabilmek içinse önce yaşadıkları yeri tanımaları gerekir. Yaşadığı yeri tanımak için de araştırmak, deney yapmak, gözlemlemek şarttır. Bu deney ve gözlemler doğrultusunda ilim gelişir ve insanlar daha iyi yaşam şartlarına kavuşurlar. Aslında yaşama amacımız nedir peki? Hayatımıza geniş bir açıdan bakarsak, belli bir yaştan itibaren yaptıklarımızın her biri sadece daha iyi yaşam koşulları yaratmak içindir. Bir meslek sahibi olmak, para kazanmak vs. Bunların hepsini aslında kendi mutlu hayatımızı yaratabilmek için yapıyoruz. İşte ilim de tam burada devreye giriyor. Biz mutlu hayatımız için uğraşırken hiç farkında olmadan ilim de bize hizmet ediyor ve bizim hayatımızı kolaylaştırıyor. Çoğumuz ilimin nimetlerinin farkında değiliz ve fazla düşünmemekteyiz fakat eğer biraz geniş bir çerçeveden bakarsak tüm hayatımız boyunca aradığımız ve oluşturmaya çalıştığımız iyi hayat koşullarını ilim sayesinde elde ettiğimizi görürüz.

Bu, sadece birey için değil doplumlar için de geçerlidir. Toplumlar günümüzdeki devlet anlayışı kapsamında devamlılığını sürdürebilmek için, bir takım gelişmeler yaşamak zorundadırlar. Bu gelişmeler, o devletin geleceğini ve diğer ülkelerde çizdiği karakterini belirler. Eğer bir devletin devamlılığı önemliyse, ki kimse devleti bir gün yok olsun diye kurmaz, gelişim şarttır ve bu gelişim de ilimle mümkündür. İlimden kopan devletlerin bir süre sonra yok olduğunun tarihte birçok örneği vardır.

Eğer ilim bir toplumun ve bir bireyin varlığı için bu kadar gerekliyse demek ki “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir, fendir, ilim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, delalettir, cehalettir.”

Bunlar, bana ilimin anlamı sorulduğunda söyleyeceklerim olurdu.

İlim, bir milletin geleceğini ve o milletin varoluş süresini belirleyen en önemli etkendir. İlim, anlaşıldığı sürece toplumun görüşlerini açar, öğretildiği sürece toplumun geleceğini oluşturur.

Peki ilim ne derece anlaşılmaktadır? Şimdi de günümüz gençlerinin ilimi ne kadar anladığına bir göz atalım.

Günümüzde gençler lisede öğretilenleri sadece üniversite sınavı için ezberliyorlar, üniversitede öğretilenleri de sadece diploma için ezberliyorlar ve bu öğretilenleri uygulamaya geçiremiyorlar, böylece ilimi anlayamayıp geliştiremiyorlar. Nasıl mı?

Günümüzde gençlere bir sınav uygulanmakta ve o sınavda aldığı puana göre de bir üniversiteye girmesi gerekmektedir. Böylece insanlar mesleklerini edinmekte ve bu mesleklerin hayatlarındaki en önemli şey olduğunu bilip sınavlara ona göre hazırlanmaktadır. Meslekleri doğrultusunda ilim öğrenip bunu hayata ve mesleklerinin gelişimine uygulamaktadırlar. Bu da herkesin kendi mesleğini geliştirmesi doğrultusunda devlet gelişimine etki etmektedir. Fakat bu meslekler gençler tarafından nasıl seçilmektedir? Biraz da bunun üzerinde düşünmemiz gerekir.

Günümüz sınav sistemini ele alıp olaya gerçekçi bir şekilde yaklaşırsak, hangi genç mesleğini neye göre seçiyor sorusunun cevabı şu şekilde olabilir;

Öss’de alınan puan

Öss için seçilen bölümdeki meslekler (bu bölümleri ne şekilde seçiyorlar?)

Gelecekte kendisine yararı olacak (mali açıdan), geleceği olan meslekler

Üniversitenin adı

Belki biraz ilgi duyulan bir meslek

Meslekte başarının devletin geleceğine bir etkisi olduğunun değişmez bir gerçek olduğunu bilerek, alanında başarılı olan çoğu insanın bu alanı severek başardığını, sevmediği bir alanda, ilgisi olmayan bir alanda başarılı olanlar görülse de bu başarının seveninki kadar etkili olmadığını da söyleyebiliriz. Fakat günümüz sisteminde gençlerin görüşüne bakarsak mesleğe duyulan ilgi 5. Sırada gelmektedir. Bu sıralama gençlerin mesleklerindeki başarılarını nasıl etkilemektedir? İlginin 5. Sırada olduğu bir meslek seçiminin az önce ilgili olmanın önemini vurguladığımız başarıya katkısı çok fazla olmasa gerek.

Gençlerin meslek seçimlerini genel olarak özetlersek, bir genç ilk olarak çoğunlukla ne meslek seçeceğine karar vermeden sadece “yapabilme” kapasitesine göre bölüm seçmektedir. Bu da şöyle açıklanabilir; genç eğer sayısalda bir şeyler yapabilecekse sayısal seçer, zorlanacaksa eşit ağırlık, kendisine pek güvenmiyorsa da sözel seçer. Puanını da bu bölümlerdeki soru çözme kapasitesine göre aldıktan sonra sıra gelir meslek seçimine. Seçebileceği meslekler bilinçsizce seçtiği bölümün kapsadığı mesleklerdir. Bunların arasından puanının yettiği ve geleceği olan mesleklerden (sayısalda tıp, eczacılık, yüksek puanlı mühendislikler, eşit ağırlıkta hukuk) uygun olanını belli bir sırayla yazıktan sonra yerleştirilir ve o meslekte üniversite eğitimine başlar. Peki bu şekilde seçim yapan gençler için meslekte başarı nerde olabilir? Genç, sevmediği meslekte yeterince başarılı olamaz, ne kadar başarılı olursa olsun sevdiğinde yapabilecek daha çok şeyi vardır. Mesleğinde başarılı olamayınca ülkesine bir katkısı olmaz. Gelişimi ilime bağlı bir devlette bu şekilde eğitim gören bir genç tarafından ilim anlaşılmakta mıdır ki gençler için ilimin anlamıdan söz edelim. Üniversite eğitimini bir şekilde tamamlamış olan genç amaçsızca çalışacak ve daha fazla para kazanmaya bakacaktır. Ama kendisi asla düşünemeyecektir “gerçek başarı nedir”. Çünkü onun düşünen beyni yıllar önce sadece ezbere ve bir sınav sistemine odaklanmış ve düşünmesi engellenmiştir. Bu düşünemeyen beyinler de ilimi anlayamaz, dolayısıyla bu anlaşılamayan ilimin katkılarını da yok saymamıza neden olur.

Eğer gençler hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğunu anlasaydı meslek seçimlerini ona göre yapar, gelişime katkıda bulunurlardı. Biz neden köy enstitüleri kapatıldığından beri birçok gencimizi yok yere harcıyoruz, tabiki sistemimiz yüzünden. Gençler sadece iş ve diplomayı düşünmekte, bu yüzden de sevdikleri mesleği yapamamaktadır ve eğitimini sadece iş ve diploma için tamamlamakta, gerçek bir eğitime tabi tutulmamakta ve dolayısıyla ilimi anlayamamaktadır. Örnek mi, size çok sık rastlanılan bir örnek vereceğim.

Genç aslında sanata, tiyatro, müzik, resim gibi alanlara yönelik bir ilgiye sahiptir. Fakat eğer ailesinin durumu çok iyi değilse ve genç ilerde “baba parası” diye tabir ettiğimiz gelire sahip olmayacaksa bu sevdiği, yetenekli olduğu alanda ilerlemek için pek fazla girişimde bulunamaz. Neden mi? Toplumumuzda genel bir yargı var. Sanatçılar iş yapmaz, para kazanmaz, sadece torpil gerekir diye. Bu konudaki genel görüşün böyle olması ve önümüzde de örnek olarak bu bölümleri seçmiş insanlarının çoğunun hayatlarının durumlarının olması gençleri sanattan korkutuyor, vazgeçiriyor. Gençler ise tamamen bambaşka bir bölüme giriyor ve bunu sırf ilerde daha rahat yaşamak için yapıyor. Peki bizim bu şekilde kaybettiğimiz gençlerimizin kaçı acaba ilerde çok iyi yerlere gelip, ülkemizi temsil edebilrdi. Eminim birçoğu böyle bir potansiyele sahipti ama o, ilmin ve başarının ne anlama geldiğini bilmediğinden, bambaşka bir yerde harcanmakta, ya da sanata amatör olarak devam etse de hem kendi mesleğine zorunlu olarak hem de sanata zevk için devam etmekte, bu yüzden ikisinde de tam bir başarı gösterememekte, gencimiz ikiye bölünmektedir. Birçok gencimiz bu tip dertleri yaşamaktadır. Peki bunun nedeni nedir? Tabiki de gençlerin ilimin ve gelişmenin değil paranın değerli olduğuna inanılan bir yerde eğitim görmeleri. Gençler ilimi anlayamamışlar, anlayamamaktalar. Peki böyle bir düzende (gencin yapabileceğini değil yapmak zorunda olduğunu seçtiği ve gelişimin yaşanamadığı bir düzen) biz gençler ilimi ne kadar anlayabiliriz?

Siz, gençler için ilimin anlamını sormuşsunuz ve ilimin çizdiği perspektifi sormuşsunuz. Cevap veriyorum, gençler için bir ilim söz konusu değildir ve ilim de bu ülkede malesef bir perspektif çizememektedir. Bu ilimin suçu değildir, yalnızca dünyayı ele geçirenin suçudur, yani paranın... Biz bu sözü anlamamışız çünkü bize “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir.” sözü uygulanmamış, “Hayatta en hakiki mürşid paradır.” sözü uygulanmış.

Atam, ilim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir delalettir cehalettir demişsin. Biz ilimden başka bulunan bir mürşidin içinde yaşamaktayız ve gaflet delalet ve hatta ilime hıyanet içindeyiz ama neyse ki sen bunu da düşünmüş ve bize bu düzenle başa çıkmak için muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu hatırlatmışsın.


Yazar rumuzu : palyaço



Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

---------------------------------------------------