Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.b-4

Yazar rumuzu : kimere
Eser sıra no : 090127.02
----------------------------


MUSTAFA KEMAL GİBİ


İlim, Atatürk için her zaman en başta gelen kavramlardan biri olmuştur. Ona göre ilim, hayattaki en önemli, en vazgeçilmez unsurlardandır. Gerek devrimlerinde gerek tüm faaliyetlerinde kendine her zaman ilimi öncü olarak seçmiş ve her yerde bunu uygulamıştır. İlim sayesinde ileri ve muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmış ve her toplumda bilimin gücünü ve gerekliliğini görmüş; yine aynı metodu kullanarak, o toplumu daha ileriye götürmeyi hedeflemiştir. Peki, sadece hedeflemiş midir? Tabi ki de hayır. O bugüne kadar hedeflediklerinin birçoğunu yerine getirmekle beraber bunu da yerine getirmiştir. Tüm bu yaptıkları, bugünkü durduğumuz yerin tam orta noktasıdır ve öyle olmaya devam edecektir. Yıllar öncesinde yüreğindeki ilim ateşiyle bir toplumu yüzyıllarca ileriye götüren Mustafa Kemal, yüreğindeki o ateşi hiç söndürmemiş, tam aksine daha da alevlendirmiştir. Bilimin yolundan bugüne kadar hiç şaşmamış ve şaşmayacaktır.

Osmanlı Devleti, Kurtuluş Savaşı yıllarında belki de gelişmişlik düzeyi bakımından geride kalmış milletlerden biriydi. Ne teknolojik ne de yetiştirip, topluma kazandırdığı düşünür bakımında üst seviyede değildi ve belki de hiç olamayacaktı. Çünkü o zamanlar bilim eski önemini yitirmiş ve nerdeyse hemen hemen öğretim programlarından müspet ilimler çıkarılmıştı. Bunları gören Mustafa Kemal, bir şeyler yapmak zorunda olunduğunun farkındaydı. Kurtuluş Savaşı sona ermiş, Türk Milleti bileğindeki kuvvet ve yüreğindeki inançla bu savaştan alnının akıyla çıkmıştı. Ancak toparlanması zor ve uzun olan bir sürece girmişti. Bu süreç, aylar hatta yıllarca sürecekti. Mustafa Kemal ise bu zor zamanı atlatmanın yolunun yapılacak yeniliklerde olduğuna inanıyor ve bu yeniliklerin ancak bilimin o sonsuz gücüyle gerçekleşeceğini düşünüyordu. Çünkü geride kalmış bir toplum ancak bilimin açtığı yoldan ilerleyebilirdi. Başka yollara sapamaz, o yolları tercih etse bile başarılı olamazdı. Tüm bunlar bir yana, Mustafa Kemal kararını vermişti: Türk Milleti ilimin o ışıklı yolundan yürüyecekti!

İşte o dönemlerde, Türk Toplumu bir bakımdan kolları sıvamış ve işe girişmişti. Öyle azimliydiler ki belki de hiç olmadıkları kadar. Önlerinde elinde meşale Mustafa Kemal; Mustafa Kemal’in önünde ise ucu görünmeyen o engin ilim yolu duruyordu. Hep beraber bu yoldan yürünecekti. İster başarılı olunsun ister olunmasın, vazgeçilmeyecekti. Çünkü bu karanlık dönem başka türlü atlatılamazdı. Zaten her yönden yeterince kayıp vermiş olan Türk Milleti, öyle bir daha kayıp vermeye niyeti yoktu ve vermeyecekti de. İşte neredeyse herkesin aklından geçen bunlardı. Belki de bilime böyle inandıkları için başarılı olacaklardı. Belkisi yoktu aslında, başarılı olacaklardı! Buna inanıyor ve güveniyorlardı.

Türk Milleti’nin içindeki azim, her şeyi başarmaya yetmişti. Arka Arkaya gelen devrimler, toplumu güçlendirmiş, olan inancı kat kat arttırmıştı. Yeni inkılâplar, her türlü sosyal, ekonomik, kültürel faaliyetler toplumu ayakta tutmuş ve sanki hiç bırakmayacakmış gibi tutmaya devam ediyordu. Türk Milleti, ilmin gerekliliğini görmüş ve adeta kendisini bağnazlıklardan kurtarmış ve bilime adamıştı. Karanlık dönem diye tabir ettiğimiz dönemi atlatmıştı. Önünde yine bilimle aşılacak olan, bu yenilikleri sürdürme yolu vardı. Ama inanıyorlardı; buraya kadar birçok şeyi hatta her şeyi başarmış olan Türk Milleti bunu da başaracaktı. Önlerinde yine her zaman olduğu gibi Mustafa Kemal ve onun önünde de Mustafa Kemal’i Mustafa Kemal yapan bilimin gücü vardı. O bilime inanmıştı ve biliyordu ki
Sırtı asla yere gelmeyecekti. Arada ne kadar tökezlense de asla düşülmeyecekti.

Türk Toplumu, belki de en zor sınav olan sonuncusunu da vermişti. Kendini inkılâplarla ayakta tutmuş, hiçbir zaman yılmamıştı. Bugüne kadar yüreklerinde yanmakta olan bilim ateşini hep canlı tutmuşlardı ve asla söndürmeyeceklerdi. Mustafa Kemal’in inandığı gibi onlar da inanmışlardı. Ve belki de o zamanlar inanmayanlar, bugün herkesten daha çok inanıyorlardı bilimin gücüne. Çünkü her şeyden önce bir süreçti bu. Onlar, zamanın en kötü noktasında durdukları için, bugün bulundukları yer, akıl almaz geliyordu onlara. İşte bu değişim de onları artık sadece bilime bağlamaya yetmişti.

Bugün ise, teknolojinin en son safhasına ulaşmış bir dünya toplumu olarak, bilimin göz ardı edilemeyeceği bir dünyada yaşıyoruz. Eskiden, toplumlar sonradan bilimin önemini anlasalar bile, kendilerini toplamaları, ileri bir düzeye gelmeleri bugüne kıyasla daha kolay olurmuş. Ancak artık öyle değil. Hem de hiç. Her gün var olan bilginin üstüne yenileri ekleniyor ve bu döngü hiç durmadan devam ediyor, edecek de. Bugün durmanın zamanı değil. Durduğunuz anda kaybedersiniz. Çünkü bilim artık faydalı olmaktan çıktı ve belki de bir yarış halini aldı. Eskiden olduğu gibi askerler savaşmıyor artık. Tam tersine yenilikler, devrimler, düşünceler aldı topların, tüfeklerin yerini. Ve hangisi güçlüyse o yeniyor. Diğeriyse onun altında belki de eziliyor. Çünkü daha önce de dediğimiz gibi faydalı olmak değil amaç. Her geçen saniye daha iyisini yapabilmek, daha ileriye gitmek... Bunun için de bilimi yanına alarak çalışmak gerekiyor, hem de hiç olmadığı kadar çok çalışmak…

Şu da görülüyor ki, Türk Milleti tüm bunları yıllar öncesinden biliyordu ve birçoğunu uygulamıştı. Bugün ise uygulanıyor, evet. Ama yeteri miktarda değil. Belki de herkesten bir adım başladığımız bu yarışta aynı yerdeyiz. Peki, böyle mi olması gerekiyor bundan sonrası için? Tabi ki de hayır. Daha önceden olduğu gibi Mustafa Kemal’in izinden yürüyen atalarımızın yerini biz almalıyız. Atatürk’ümüz yok diyorsak bizler birer Atatürk olmalıyız. Aynı onun gibi inanmalıyız bilime. Aynı onun gibi bilimin yolundan yürümeliyiz yılmadan. Her dakika yeni bir yenilik yapılan su dünyanın inadına belki de. Ve hepimizin dudaklarından Mustafa Kemal gibi aynı sözcükler dökülmeli:”Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”


Yazar rumuzu : kimere


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-------------------------------------------------------------