Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

5.a-3

Yazar rumuzu : kelebek
Eser sıra no : 090224.08
--------------------------------


ÖZ SU


İnsanın sadece bir bölümünü keşfetmiş olduğu evrenin ne kadarı olduğumuzu merak edip durmuşumdur. Bugün bir avuç kadarsak yarın bir parmak, ertesi gün bir tırnak ,bir sonraki gün ise bir nokta olacağımız kesin. Düşünüyorum da bir nokta kadar olan insanın nasıl olup da koskocaman(üstelik sadece bir bölümünü keşfetmiş olduğu)evreni bulabiliyor. Bu nasıl bir sihirdir ki insan bildiğinin gerçek olmadığını anlayabiliyor ve bu nasıl sonsuz bir yoldur ki durmaksızın gerçeğe yürüyor.

Sizinle isteyen herkesin kullanabileceği bu sihri paylaşmak istiyorum, sizlere ilimden bahsetmek istiyorum.

Hepimiz insanı diğer canlılardan ayıran en önemli farkın akıl olduğunu biliyoruz. Bu farkın sadece aklın var oluşuyla meydana gelmediğini de bilmemiz gerekiyor. Nasıl ki altın herhangi bir yerde kullanılmadan sadece yerinde durduğu zaman değeri artmaz ise akılda en güzel,doğru şekilde kullanılmalıdır ki varlığının önemini keşfettirebilsin insanlara.Aklını en güzel kullanan insanların yoludur ilim.

Her zaman aklını kullanabilen insanları bir kaktüse benzetmişimdir. Kimileri çölün lalesi de dediğimiz kaktüsün dikenlerini kullanırlar; kimileri ise kaktüsü kaktüs yapan,
ona hayat şansı veren öz suyunu. Bu iki farklı yolda iyi ile kötünün, gece ile gündüzün ki gibi birbirine tamamen zıt insanlara rastlamak mümkündür, daha doğrusu rastlamamak mümkün değildir. Hayat boyunca yaşadığımız türlü türlü zıtlıklara oranla aslında buradakinin tüm o zıtlıklara yön veren ana yolun olduğunu fark etmişizdir belki de. halen daha fark edemediyseniz lütfen, bir dakika durun,bekleyin ve düşünün. Eğer tercihiniz çöl lalesinin öz suyu ise rotanızı birazcık değiştirmeniz gerekiyor,ilme yana.

İlim insanı en çok yakışana götürür;ilim insanı gerçekliğe aydınlığa,içindeki öz suya götürür.İnsan nasıl ki aklına en doğru şekilde kullanmadan gerçek insan olamaz ise akılda ilmin yol göstericiliği olmadan gerçeğe ulaşamaz,ulaşabildiği dikenlerdir ve dikenler ona yalan ve acıdan başka bir şey kazandırmaz kazandıramaz.

İlim anlayabilmektir,bir çiçeğin güneşe yönelmesini;güneşin aydınlatıcılığını. Kabullenebilmektir bazen bize en aykırı geleni bile,ölümü.İlim, yaşayabilmektir hayatı gerçek bir insan gibi.

İnsanın var olma nedeni değil midir ki ilim? Yaşama sırrı sonsuz gelişim,uygarlık yolunda yürümek değil ise nedir?Yoksa önümüzdeki net gerçeği görmemezlikten gelip, geçmişimizin karanlıklarında yakalayabildiğimiz yalanlar mıdır? Bu mu sizce gerçek?
bu mu sizce güzellik iyilik?Hayır,bildiğim bir şey varsa oda karanlıklar asla iyi olmazlar.Karanlık odalarda yapraklarını dökmüş, daha doğrusu yaprakları koparılmış kaç çiçek gördüm.Yeni filizlenmeye başlayan kaç hayatın karanlıklara itilip solduğunu gördüm.Kolu,bacağı,gözü olmayan kaç insan gördüm karanlıklarda.Hayır,karanlık iyi değil,karanlık güzel değil.Bu yüzden ilime karanlık diyemeyiz.karanlık diyebileceğimiz bu acılar cehalettir,yalanlardır.Yaprakları koparılmış,incinmiş çiçeğin tek bir sorumlusu vardır;cehalet.

Kozasından yeni çıkan bir kelebek gibi değerli olan ilime hak ettiği özeni gösterelim. Unutmayalım ki hangi doğru yol karanlık,hangi gerçek insanı mutsuz etti ki, ilim insanı üzsün.

İnsanı üzen bir şey varsa cehalettir,ezen bir şey varsa oda bilgisizliktir.

İnsanoğlunun evreni daha da çok keşfettiği, her yerde teknolojinin son safhasının yaşandığı bu zamanda,21.yy da, hala karanlıklarda yaprakları incinen, koparılan çiçekler varsa;hala karanlıklara mahkum olmuş hayatlar varsa, biraz durup,düşünmeliyiz. Bir yerlerde tamamlanmamış bir yapboz parçası var demektir ki bu hala bazı insanların kaktüsün öz suyu yerine dikenlerini tercih ettikleri anlamına gelir.

Bugünün şartlarından çok uzak olan,yaklaşık olarak yüz yıl önce görebilmişti M. Kemal Atatürk,ilmin aydınlatıcılığını, gerçekliğe yol göstericiliğini. Savaş alanlarında dahi olsa ilmin yolundan ayrılmamak gerektiğini vurgulayan o ulu insanlığa şu evrensel mesajını bırakmıştır ; Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.Böyle bir atanın evladı olarak bizlere düşen en önemli görev ayrılmamaktır,gerçeklikten,gerçekliğe giden her yoldan.Unutmamalıyız ki ulu önderimizin bizlere bıraktığı eserlere sahip çıkabilmemizin ebedi yolu ilmin komutasından ayrılmamaktır.

Hayat, sonsuz karanlıktan yanan bir kibrit çubuğunun ışığı gibidir,der bir atasözü.
Bir o kadar değerli, bir o kadar tek olan bu ışığa ulaşabilmemizin çaresi de tekdir;ilim.

İlimi kendimize rehber ettiğimiz ölçüde sonsuz okyanuslara yelken açabiliriz. Unutmamalıyız ki hayatımızda ilmi yol gösterici olarak kabul ettiğimiz ölçüde gerçek hayata sahip olabiliriz.


yazar rumuzu kelebek


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

--------------------------------------------------------------