Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

5.a-5

Yazar rumuzu : kardelen33
Eser sıra no : 090224.10
---------------------------------


BİZ Kİ O KİŞİNİN ÜMİDİYİZ


İnsan hayatı, hep zorlu mücadelelere sahne olur. Bu mücadelenin birçoğu ise gençlik yıllarındadır. Kimisi için iyi bir üniversite kazanma arzusu, kimisi için ailesine bir parça ekmek götürme arzusu… Görüldüğü üzere hep mücadele vardır. Bu mücadelelerde kimi zaman başarı, kimi zaman başarısızlık olur. Başarı da iyi bir yol haritasının olması ile alakalıdır. Okula yeni başlayan minik bir öğrencinin, öğretmenini takip ederek okumayı, yazmayı öğrenmesi gibi bir şeydir bu yol haritası. Genç nüfusun çok olduğu ülkemizde de gençliğimize önemli yol haritası veya haritaları gerekmektedir. Dünyaya damgasını vuran birçok buluşun, milletimizden çıktığını düşünürsek; gençliğin hamurunda, bir iyiye gidişin izleri vardır. Bunun yanında şöyle de bir gerçek var ki bu gençlik, beyin göçü yoluyla başka ülkelere hizmet etmektedir.

Sokakların tinerci gençlerden, esrarkeşlerden geçilmediği günümüzde, elimizde az olan kıymetleri de kaptırmak üzücüdür. Çünkü ilim, irfan sahibi kişileri model olarak sunsak; gençlik için bulunmaz nimettir. Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Namık Kemal’i, Orhan Veli’yi ve daha birçoğunu düşündüğümüzde kendilerine hep ilmi, güzeli model aldıklarını görürüz. Arkalarında da yüzyıllardır birçok kitleyi sürüklemişlerdir.

Bunların yanında, Büyük Önder Atatürk’ü incelediğimizde ilim bilen bir insan olmasının, ona kattığı dâhi özellikleri görürüz. Çanakkale’de, İzmir’de, Samsun’da, Trablusgarp’ta bunları açıkça görmekteyiz. Savaş meydanında yaptıklarının yanında, masabaşı konularda da ne kadar isabetli kararlar aldığını ölümünün üzerinden geçen yetmiş yıllık süreçte görmekteyiz.

Günümüzde uluslararası mücadelenin, artık teknoloji ile olduğunu da düşünürsek Büyük Önder’i daha iyi analiz etmek gerekir. Çünkü bundan bir asır önce ilim diye, eğitim diye, eşitlik diye mücadele ederken; işte şimdiki globalleşen dünyadan haberdar etmek istemiştir bizleri. İşte dâhiyane bir liderin ulusuna mensup olan gençler olarak bizim modelimiz Büyük Önder ve onun izinden giden Türk bilginlerimizdir.

Masabaşı oyunlarla ekonomimizi, ulus bütünlüğümüzü yok etmek isteyen kişilere, en iyi cevabı kendimizi ilme, buluşlara adayarak vermeliyiz. Kendilerini süper güç olarak ilan eden uluslara, aslında sefaletin onlarda, çamurun onlarda olduğunu anlatmalıyız. Dünya medyasını ele geçirip, dünya basınına yön vermek. İşte en iyi taktikleri. Karşılarına doğru, bilimsel, tutarlı bir basınla çıkmak, gençliğimizi ilme yönlendirmek tek hedefimiz olmalıdır.

Haber bültenlerinde dahi artık magazinin kol gezdiği, buluşlar ve önemli konuların satırbaşında küçük konular olarak atlanıldığını düşünürsek; mücadele etmek gerektiğini daha iyi anlarız. İşini bilen, eğitimini almış, ilmini öğrenmiş tiyatrocularımızın artık açlık içinde olduğunu, onların yerini saçma sapan insanların aldığını düşündüğümüzde Büyük Önder’in şu sözü aklımıza gelmektedir: “Herkes mebus olabilir, öğretmen olabilir ve hatta cumhurbaşkanı olabilir ama sanatkâr olamaz.” İlim çerçevesinin geniş olduğu düşünüldüğünde Büyük Önder’in ne kadar yerinde işler sergilediğini görürüz. Sanatın, ilmin dış güçler tarafından köreltilmeye çalışıldığı şu ortamda önderimizin yolundan gitmek tek hedefimiz olmalıdır.

Benliğini kaybetmiş, her gün dünya gündemine kötü olaylarla gelen ulusları incelediğimizde, şaşırtıcı tablolar ile karşılaşmaktayız. Vaktiyle kişisel menfaatlerin ön plana çıktığı, ulus bilincinin yok olduğunu ve en önemlisi Atatürk gibi modellerinin olmadığını görürüz. Açlıktan kemikleri sayılır hâle gelmiş insanlık dramı olan bu uluslara, yardım eli uzatmak, onlara yaşamanın ne demek olduğunu anlatmak da tabi ki biz Atatürk çocuklarına düşmektedir. Çünkü bizim önderimiz ne demişti: “Yurtta sulh, cihanda sulh!” İşte bizim modelimiz, ilmimiz bu olmalıdır. İlimle kendimizi donatıp; hem ulusal, hem de uluslararası insanlık için bir şeyler yapmalıyız. Aksi takdirde bizim modelimiz Büyük Önder’in bıraktığı bir nesil olma şerefini nasıl taşıyabiliriz ki?

İşin özü; karanlık yolda yürürken aydınlığa ulaşmak, zorluklardan sıyrılıp sonuca ulaşmak, oku fırlatıp hedefe ulaştırmak iyi bir model ile mümkündür. Ne şereftir ki bizim modelimiz Büyük Önder ATATÜRK. O ki bize “Muhtaç olduğunuz kudret, damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur.” sözü ile zorluklara karşı önümüze bir yol haritası sunmuştur.


yazarın rumuzu : kardelen33



-----------------------------------------------------------------