Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

3.c-1

Yazar rumuzu : ilim ateşi
Eser sıra n0 : 090221.12

-----------------------------


GERÇEK REHBER


Bir gün gözlerimi açtığımda, önümde senelerce bir yolun olduğunu gördüm. Yol karmakarışık, dikenlerle dolu bir tuzaktı adeta. Bu yolda hep birşeyler bizi şaşırtıp, yolun sonundaki o altın kapıya ulaşmamızı engellemeye çalışıyordu. Çıkılması ne kadar zor olursa olsun zirveye, bir rehberimiz vardı kullanmasını bilene. O rehber gerçek yol gösterici bilimdir. En sonunda o altın kapıya yaklaşmıştık. Altın kapının her köşesine ilim sözcüğü, kanaviçe gibi işlenmişti sanki. İlmin aydınlığında yürüyen ve yürüyecek olan bizler yani Türk gençliği şimdi ödülümüzü alıyor ve o kapılar da ardına kadar açılıyordu.

İlim ile ardına kadar açılan kapılar ne durulmak bilir ne de yılmak. O kapıdan içeri adımını attığında insanın yüreğini apayrı dünyalara götüren bir ışık sızar. Bu bilimin ışığıdır. Bu ışık daima cehaletle, aymazlıkla mücadele eden bir kartal gibidir. Karanlığı sever çünkü cehalet ve aymazlık. Ve karanlığın kuytu köşelerinde kök salmak ve bir örümcek ağı gibi sarmak ister. Fakat görünce birden karşısında aydınlığın kartal kanatlarını, korkar hasmından, küçülür küçülür… Küçülmeli ve yok edilmelidir elbet. Ancak bu sayede dünyamız bütün hayatını ilme adayan, gücünü ilmin yaygınlaşması ve öğretilmesi yolunda tüketen ve ömrünün meyvelerini devşiren bir cennet olabilir, öyle değil mi?

Issız karanlıklar önümüze geçse de, dikenli engellerle dolu olsa da zaman, yılmadan yürüyecektik vatanımız ve bu güzel dünyamız için. Beraberce bilimin aydınlığında ilerleyecekti yolumuz… Eğitilmiş bir beyinle çıkacaktık uçurumun karanlıklarından. Çürütülmüş bir hücrede yüreğimizin içindeki boşluklarla yetinemezdik elbet. Gözlerimiz azimle baktıkça, ellerimiz ilim için yazdıkça, yüreğimiz vatan ve millet aşkıyla dolu oldukça, adımlarımız aydınlıkta yürüdükçe ilim ilim inler şu dillerimiz.

Hayata en güzel ve en doğru yol gösterici ilim değil midir? Gözlerimizi aydınlatan, ufkumuzu genişleten bir bilgi varsa bu hayatta korku nedir ki?

Bazen güzelliği aynada bulmak mümkün değildir. Her şey kendi safhasında güzeldir. Işıklar kapanınca gerçek olan her şey ortaya çıkar. Çünkü bir aydınlık var ki karanlıkta yüzünü göstermekten çekinmiyor. Dünya boşuna dönmüyor ki yıldızlar o kadar uzak olsun bize. Hâlbuki biz dokunsak onlara yaklaşacağız. Kimi zaman her su damlacığı gibi çağlayana dönen bu ilme duyduğumuz şevk alıp götürüyor bizi uzaklara ve yağmur olup dönüyoruz tekrar toprağa. Sevgi içimizde olmalı, ruhumuzda saklı olmalı. Beslemek, büyütmek ve eğitmek olmalıydı bizim işimiz. Çünkü bir yol gösterici vardı önümüzde…

Bilimin aydınlığında ATATÜRK’ çü gençler olup, milletini ve vatanını bağrına basan Türk istiklal ve cumhuriyetini sonuna dek savunan ve kanla sulanan bu toprağa sahip çıkmalıyız biz.

ATAM! Biz sizin yolunuzdan ilerledikçe damarlarımızdan ırmak gibi akan kan adeta ilimle beslenecek ve biz ölüme gitsek de ilim hayata hala yol gösterici olarak kalacaktır.

O zaman ne yazıktır ki kanlarını haince kuruntularla besleyenlere… Doğru yolu bulup da vazgeçenlere… Sevgiyi, saygıyı avuçlarının içine alıp da bir anda uçuruverip kalbine kilitleyenlere ve gerçek yüzlerini sahne arkasına bırakanlara… Gerçeğe uzanan eli tutmak varken nedir ki çöl dikenlerine tutunmak?

İnanç ve inanmaktan vazgeçmemek gerek hiçbir zaman. Çünkü bakınca her şeyi görecek ve hayata ilk kez ilim arzusuyla sarılacak o zaman insan.

HEDEF İLİMDİ. ÇÜNKÜ O BİZİM GERÇEK YOL GÖSTERİCİMİZDİ.


Yazar rumuzu : ilim ateşi

Önceki eser / Eserler ana liste / Sonraki eser

----------------------------------------------------