Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

4.c-4

Yazar rumuzu : hayal32
Eser sıra no : 090223.25
----------------------------


AYDINLIĞA İLİMLE YÜRÜMEK


Aslında biz o kadar şanslı bir milletiz ki başına savaş gibi yıkımlarla dolu bir felaket geldiği halde bu olumsuzluk bizim sonumuz değil de başlangıcımız olmuştur. Ve bu başlangıç bize yüzyılın kahramanını içimizden çıkarma şansını vermiştir. Bu yüzyılın kahramanı Kurtuluş Savaşı döneminde dahi eğitim-öğretimin gerekliliğini bize göstererek ’’Kütahya-Eskişehir Savaş’ında mağlup durumda olmamıza rağmen, düzenlenen eğitim kongresinin yapılmasını ve her şeyin eğitim ile çözüleceğini’’ savunmuştur.

O büyük kahraman zekasının büyük kısmını savaşlardan sonra göstermiştir ve ‘’bir milletin gerçek kurtuluşunun ancak eğitimle ve eğitimin çağın gereklerine uygun olmasıyla’’ gerçekleşeceğini daha o günlerde söylemiştir. Bu yüzden savaşlardan sonraki başarıların masa başında savunulacağını ve masadaki savunmanın üstün zekaya sahip kişilerce yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu üstün zekaya sahip kişiler ise akıllı, bilgili ve ilim sahibi kişiler olmaları gerektiğinin farkındaydılar.

Atatürk “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’’ derken dünü değil, bugünü ve yarını görmekte ve çevresindeki herkese özellikle de halkına göstermek gayretindeydi. Dün geçmişte kalmıştır ve dün için yapılabilecek her şey yapılmıştır. Bilim, gelecektir ve gelecek için hala bir umut vardır. Ve bu umut bilimin çözülmesi gereken sırlarının içindedir.

Günümüzde her şey bilimle yani, bilmekle mümkündür. Yaşadığımız çağın gerekliliği olan bilime yönelmeli, bilimle aydınlanmış devletlerin arkasında kalmamalıyız. Çünkü atamız bizi koşarak yetişmesi gereken değil, koşarak yetişilmesi gereken bir millet olarak görmek istemiştir. Arkamızdan koşulması ve yetişilmeye çalışılması için bilim ve fenne önem veren, aklın gösterdiği ufuk çizgisinde, bilimin aydınlık yolunda ulusça el ele yürümeyi öğrenmeliyiz.

Atatürk çok sevdiği ulusunu o günlerde gördüğü geleceğin aydınlık yolunda yürütmeye çalışmış fakat ülkemiz daha emekleme aşamasındayken ömrü büyük çabalarla geliştirdiği halkını yürütmeye yetmemiştir. Türk milletinin ilime ve fenne önem veren bir millet olarak görmek istemiştir. Ama ne onun istediği gibi bilimi her şeyin önünde tutabilen bir millet olabildik ne de akıl ve fenne onun kadar değer verebildik. Bilim, gelişmişlik demekti ama biz onu taklitçilikle karıştırıp durduk ve bir türlü bulamadık aydınlık gelecek yolunu.

Sürekli geçmişimizle, atalarımızın yaptıklarıyla övünüp durduk, geçmişe takılıp kaldık ve bir adım ileriye gidemedik. Başkaları aya gitti biz uyuduk ve ne yazık ki bu eyleme hala devam etmekteyiz. Tarladaki ürünler gibi yata yata büyümeyi bekliyoruz ama bilmiyoruz ki ilim yatarken bizim ayaklarımıza gelmeyecek. Bilimi yalnız arayanlar bulacak. Başkaları aradı, buldu hatta geldiler üzerine kahvelerini içiyorlar, biz yine uyuyoruz, bir de rüyalar görüyoruz en tatlılarından.

Bu rüyada bana düşen rol de bu yazıyı yazarken bundan sonraki neslin bilimle uyanmasını dilemek. Atama en kalpten sevgilerimle sana rahat uyu demeyeceğim eminim ki sen orada da uyumuyorsundur ve o aydınlık yolda yürümeye devam ediyorsundur.


Yazar rumuzu : hayal32


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

----------------------------------------------------------