Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

6.c-4

Yazar rumuzu : goncagül
Eser sıra no : 090226.09
--------------------------------


HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR


Orta çağda medeniyet; coğrafi , siyasi , askeri ve ekonomik bir düzen etrafında şekilleniyordu. Bir devlet ancak bu medeniyet şekline sahipse güçlüydü. İşte Osmanlı İmparatorluğu bu orta çağın 14. 15. yüzyılında yükselmeye başlamış, 16. yüzyılda yükselişini tamamlamıştır. Bu zamanlarda dünyanın siyasi , coğrafi , askeri ve ekonomik gücü olmuş,bu nedenle medeniyet tarihine adını yazdırmıştır. Gerçektende Osmanlı İmparatorluğu 16. yüzyılda kendini dünyaya kanıtlamış , en saygın devlet olarak dünyada yerini almıştır. Bu döneme kadar bilime önem vermiş ve bilim adamlarını desteklemiştir. Ancak bu dönemden sonra en büyük noktaya ulaştığı için bilimden ve teknolojiden elini ayağını çekmeye başlamıştır. Avrupa’da bilim ve teknolojide yenilikler olurken Osmanlı imparatorluğu , ihtişamının verdiği göz kamaştırıcılıktan dolayı , batıdaki gelişmeleri görememiş , büyüklüğünün verdiği gurur başkalarını dikkate aldırtmamıştı Avrupa’daki 15. 16. ve 17. yüzyıldaki çalışmalar , 18. yüzyılda Avrupa’yı bilim ışığında aydınlatırken , Osmanlı İmparatorluğu’nda bunun tam tersi gelişmeler yaşanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu 18. yüzyılda Avrupa’nın bilim ve teknoloji alanındaki gücünün ve ilerleyişinin farkına varmış , bunu anlamakta geç kalmış ve bunun önemini kavrayamamıştır. Bu konuda ne kadar geç kalınsa da 20. yüzyılda geçirdiği savunma savaşları sayesinde batılı devletleri nazaran
geri kalmışlığını apaçık görmüştür…

Batının bilimdeki hızlı ilerlemesi sonucu olarak , artık toplumların kalitesini teknoloji ve
Girişimcilik belirlemeye başlamıştır. Bu nedenle Osmanlı’yı gerileme devrinde geri bıraktıran rakiplerinin bilim ve teknolojideki gücüdür. Gerek o zaman , gerek imparatorluk yıkıldıktan sonra , gerekse bugün , bu durum anlaşılmak istenmiyor. Türkiye’de zaman , bilim ve teknolojinin belirleyiciliğini anlamak uygulamak yerine beşinci sınıf insanların , beşinci sınıf tartışmalarına ayrılıyor. Bu da sanki kültürümüzün bir parçası gibi kültürümüze işlemiş , salgın bir hastalık gibi insanlarımıza bulaşmıştır. Biz Türkler gerçektende neyin peşindeyiz?
Bir bilim adamımız bile yok. Karanlığın içinde sürekli ışığı arıyoruz ama göremiyoruz . Görüyoruz ama yaklaşamıyoruz. Yaklaşıyoruz ama aydınlanamıyoruz…

Ülkemizde defalarca aynı şeyleri yapan , başkaların daha önce yaptığı deneyleri tekrarlayan ancak bir şey üretmeyen sonra da ben bilim adamıyım diye geçinen insanlar ancak bilimin işçileri olurlar. Neden bu insanların bir şey üretmedikleri halde , bilime katkıda bulunmadıkları halde yerleri korunuyor anlaşılır gibi değil. Halbuki bu insanların üretkenliğini denetleyen bir kurum olmalı ve başarısızı yerine daha üretken biri getirilmeli.Nitelikli çalışmalar desteklenmeli. İnsanları yarışma ortamından çekip kurtararak, onları , üretmeye , düşünmeye ve farklı açıdan bakmaya yöneltilmeli. Türkiye’de bilimin gelişmesini körükleyecek en önemli şeylerden biride bilime yatırım yapılmalı. Bilim adına çalışan insanlara araştırma ve geliştirme ortamı sunmalı , denetim ve değerlendirme yapılarak etkili ve verimli olup olmadığı kontrol edilmeli , herhangi bir şey ifade etmeyen bilgiler yok edilmelidir.Batının köpeğin önüne kemik atar gibi önümüze teknoloji atmasına , bilim ve teknolojide kendilerine muhtaçlığımızı , geri kalmışlığımızı gizliden gizliye kullanmalarını istemiyorsak bu çalışmaları yapmak ve en kısa zaman da bilim ve teknolojide ilerlemek zorundayız. Ama bu amacımıza ulaşmada bize engel olacak yurdumuzda yaşayan bazı ırklar mevcuttur. Bunlar: Teröristler , yasadışı göstericiler , devletin imkanlarını kendi yararlarına kullananlar , mecliste kavga eden siyasetçiler , devletin çıkarlarına zarar verenler , Türkçeyi yozlaştıranlar , gelenek görenek bozucular , kültürsüzler , hurafeciler , bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen duyarsız vatandaşlar , torpilciler , beyinlerde vatanı bölen bölücüler , kardeşi kardeşe küstüren küstürücüler , vatanın medeniyet yolunda ilerlemesini engelleyiciler , sahteciler , kaçakçılar , kız kısmı da okur muymuş , kız dediğin evde oturur diyerek kızını okula göndermeyen babalar ve bunların , Türkiye’nin üzerine düşürdüğü gölge altında var olmaya ,devleti bilim ışığında yükseltmeye çalışan , devletin dünya devletleri arasında saygınlığını koruması için uğraşan vatanseverler…

Devletimizde öyle düşmanlar vardır ki aleyhimize çalışırlar. Öyle hainler vardır ki yediği ekmeği yok sayarlar ve öyle cahiller vardır ki 16. yüzyılın en medeniyetli devleti Osmanlı’nın , bugünün medeniyet yolunda , bazı engellere rağmen ilerlemeye çalışan Türkiye’si olmuş ama akılları buna ermez ve öyle körler vardır ki “Dünyada her şey için , medeniyet için , başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir , fendir.İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir , cahilliktir , doğru yoldan sapmaktır.Yalnız ilmin ve fennin , yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin ,iki bin , binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları , şu kadar bin yıl sonra bu gün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.” Bu gerçeği görmezler.


Yazar rumuzu : goncagül


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

---------------------------------------------------