Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

6.c-5

Yazar rumuzu : gizve
Eser sıra no : 090226.10
---------------------------------


GERÇEK YOL GÖSTERİCİ


Günümüzde bazı toplumlar evrensel değerlere ulaşıp uygarlıkta ileri gitmişken bazı toplumlar ise evrensel değerlere ulaşamadıkları gibi yaşadıkları çağın çok gerisinde kalmışlardır.Bu toplumlar için gerçek yol gösterici nedir?Tarihte yolculuk yaptığımızda ve bugünkü uygulamalara baktığımızda çağın ilerisinde olan ve gerisinde kalan toplumların yol göstericilerinin ne olduğunu görebiliyoruz.

İlkçağda İyonya’nın,Ortaçağda Abbasiler’in,Yeniçağda Avrupa’nın,Yakınçağda Amerika’nın ileri gitmesinin nedeni pozitif bilimlere önem verip her alanda aklın üstünlüğünü kabul etmeleridir.Günümüzdeki toplumlarda da bu belirleyici değil midir?

Toplumların gelişmişlik düzeyini belirleyen,aklın ve bilimin kullanılmasında onlara rehberlik edip yol gösteren liderlerin büyük etkisi vardır.Geçmişiyle avunan,hurafe ve batıl inançlara saplanan,kurtuluşu taklitçilikte bulan bir toplumdan aklın ve bilimin rehberliğinde çağdaş bir devlet yaratan Mustafa Kemal,bunun en güzel örneğidir.

Mustafa Kemal sadece yurdunu düşmandan temizleyen,başarılı bir komutan olarak kalmamış,ülkesinin çağdaşlaşmasında aklın ve bilimin kullanılabilmesi için,yapmış olduğu devrimlerle ortam hazırlamış,uygulamaları ile örnek olmuştur.

19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan reform sürecinde hemen herkesin amacı düşmanı yurttan kovmakken,Mustafa Kemal’in amacı çok daha ötelere gitmekti.Düşman yurttan atılabilirdi.Ancak Türk milletinin zihnine vurulan esaret zincirleri kırılmadan gerçek kurtuluşa ulaşmak mümkün değildi.Atatürk bir taraftan düşmanın yurttan kovulmasına çalışırken diğer taraftan da gelecekte kurulacak olan çağdaş ve modern devletin temelini atıyordu.Lozan Barış Antlaşması ile yeni devletin varlığı uluslar arası alanda tanındıktan sonra,29 Ekim 1923’te ‘cumhuriyetin ilanı’ ve 3 Mart 1924’te halifeliğin kaldırılmasıyla milletin vicdanına ve devletin ellerine vurulmuş olan zincir parçalanmıştır.Bunu bir çığ gibi gelen diğer reformlar izlemiştir.1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun ile eşit ve ayrıcalıksız pozitif hukuk sistemi uygulanmaya başlanıp,Türk kadınına erkeklerle eşit haklar tanınarak erkeğin yanında hak ettiği saygın yeri alması sağlanmıştır. Böylelikle dinsel hukuk yerine toplumun ihtiyaçlarına,akıl ve bilime dayalı modern hukuk sistemi işlemeye başlamıştır.Toplumsal alanda yapılan inkılaplarla çağdışı kanunlar birer birer kaldırılarak yerlerine çağdaş ve modern bir toplum yapısı için gerekli olan tüm kurum,kural ve uygulamalar hayata geçirilmiştir.Çağdışı eğitim kurumları kapatılarak çağdaş ve modern bir nesil yetiştirmek için gerekli olan eğitim kurumları bir bir açılmaya başlamış,harf inkılabı ve üniversite reformu ile geleceğin Türkiye’sinin bilimsel altyapısının temeli atılmıştır.Uygulanan ekonomik politikalar ve altyapı çalışmaları ile ilkel tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişte önemli mesafeler alınmış,Türk devleti ‘hasta adam’dan,dünya devletleri ailesinin bağımsız,eşit ve saygın yerine ulaşmıştır.

Görüldüğü gibi Atatürk önderliğinde,aklın ve bilimin rehberliğinde gerçekleştirilen yeniliklerle Türk milletinin çağdaş ve uygar bir toplum düzeyinin üzerine çıkarılması amaçlanmıştır.Bu amaca ulaşmak için önemli adımlar atımlı,verimli sonuçlar alınmıştır.Ancak bunlar henüz yeterli değildir.Çünkü dün olduğu gibi,bugün ve yarında çıkar düşkünü kişiler tarafından bu yeniliklere yönelmiş tehditler olabilir.Tam bağımsız olarak her alanda aklın ve bilimin egemen olmasını istiyorsak;halkın yaşam seviyesini yükseltmek,gelişmiş ve ileri ülkeler arasına katılmak,çağdaş bir toplum oluşturmak istiyorsak,Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına sahip çıkmak ve devamlılığını sağlamak zorundayız.Bu konuda da en büyük görev, Atatürk’ün de belirttiği gibi, Türk gençliğine ve onları yetiştiren öğretmenlere düşmektedir.

İnsanların hayatında ve toplumların gelişmesinde bu derece önemli bir yere sahip olan aklın ve bilimin cinsiyeti,dini ve milliyetinin olmaması gerektiğini yaşanmış olan uygulamalar göstermektedir.Önemli olan aklı kullanarak bilimi sürekli geliştirmek,gelişen bilimi paylaşmak ve insanlığın yararına sunmaktır.Çünkü bilgi ve bilim paylaştıkça güçlenir.


Yazar rumuzu : gizve


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-------------------------------------------------------------------