Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

3.e-2

Yazar rumuzu : fırtınam
Eser sıra no : 090223.08
-------------------------------


EBEDİYETE UZANMAK


Bilinmezden sonsuzluğa uzanan bu akıl oyununu kazananlar imkânsızı başarmış kadar olacak, sonsuzluğa uzanmanın verdiği haz ile kendini dünyanın en mutlu insanı hissedecektir. Einstein’ın dilinden Mevlana’nın gönlüne akıp Rousseau’nun zihnine uzanan bu bilinmez sonsuzluk yediden yetmişe tüm insanların muhtaç olup merak ettiği derlenmiş bilgi hazinesine ulaşanlar kendini mükâfatlandırılmış hissedecektir.

Dünyaya geldiği ilk andan itibaren ilimle tanışan insan ilim sayesinde her probleme çözüm sunarak kendini daha güçlü kılıyor. Aynı zamanda insana kabiliyetlerini fark ettirip bize yaşamın ve mutluluğun sırlarını anlatıyor. İnsanı kendi dünyasında bir kuş misali özgür kılan bu üstün yol gösterici insanlığı, halkları aydınlanmaya sevk ederken ne yazık ki halen sırlarla dolu olan bu sonsuz hazinenin sırlarını çözmekle uğraşmayan toplumumuz gereksiz işler ve uygulamalarla uğraşıp gün geçtikçe kendini yıpratıyor ve çağa ayak uyduramadığı için kendini ileriye taşıyamıyor. Halen hayali uğraşlar ile ilgilenen yurdum insanı Atatürk’ün ve atalarımızın çizdiği ilim yolunda ilerlemek yerine birtakım geleneklerde ısrar ediyor. Atatürk’ün “Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur.”sözünde belirttiği gibi ancak ilimin çizdiği ince yolda ilerleyebilen toplumlar kendini geleceğe taşır. Gün geçtikçe kendini yıpratan toplumumuz ilimin çizdiği yola yönelmek yerine ülkenin geleceğini şekillendirecek gençlerimiz ile ilim arasına sürekli engeller koyuyor. Bunun sonucunda gençlerimiz de farklı yönlere kayıyor. Bir nehirde akan suyun, gökyüzünün derinliklerinin, bir göçmen kuşun dahi kanatlarında sakladığı bilinmezleri merak eden insan sayısı yok denecek kadar az. İnsan merak etse bile öğrenme ihtimali nedir ki. Bilinmezlikler diyarında bir şeyi merak edip öğrenmek istemek bile suç sayılır oldu. Gördüğüm bir olayı anlatmak isterim. Bir süre önce küçük bir çocuğun oyuncağını kırıp söktüğünü gören annesi çocuğa kızar ve birkaç defa vurur. Çocuğun ağlaşması dindikten sonra çocuğa neden oyuncak arabasını söktüğünü sordum; çocukta oyuncak arabasının çok yavaş gittiğini, daha hızlı gitmesini istediğini nasıl çalıştığını merak ettim yanıtını verdi. Ancak sorusunun yanıtını alamadı. Bunun gibi birçok insanın beynine daha çok küçükken kılıf uyduruluyor ve gelişmesi engelleniyor. İçinde bulunduğumuz toplumda büyümek ne yazık ki çok zorlu ve zahmetli bir iş. İnsan her adımda engellerle karşılaşıyor ve beyni köreltiliyor. Halen bazı köylerinde okul bulunmayan, birçok lisesinde fen laboratuarı bulunmayan ülkede ilimden bahsetmek zorlaşıyor, insana saçma geliyor. Böyle bir ortamda ülkenin en iyi eğitim kurumları olan üniversitelerde öğrenciler birbirleriyle kavga ediyor, ülkesini yağmalıyor, devlet kurumlarında usulsüzlük yapıyor ve vergi bile kaçırıyor. Bütün bunlar arasında eğitimine en doğru şekilde yön veren ve en doğru şekilde öğrenen öğrenci ise sürekli engellere karşı durduğu için aykırı bir insan haline geliyor. Bu aykırılığından dolayı ilimi kötü yönde kullanabiliyor. Belki de bunun sonucunda dünya çapında savaşlar oluyor. Aykırı beyinlerin yaptığı bombalar, nükleer silahlar yüzünden birçok insan yaşamını yitiriyor. Savaşta sürekli okulların vurulduğu bölgelerde çocuklar ellerine kalem, kitap yerine sapan ve silahlar alarak tanklara karşı duruyor. Böyle bir ülkede ilimden bahsedilemeyeceği gibi bir insan vücudu misali ilim yolundan yapılan en küçük sapmaların dahi felaketler doğurduğu dünyada insanoğlu ilerleyemeyeceği gibi sürekli geriye gidecek ve büyük felaketler olabilecek. Ama tüm bu olumsuzluklara rağmen sayıları az da olsa Cahit Arif, Mevlana gibi isimler toplumumuzu temsil ediyor, dünyanın gelişimine katkıda bulunuyor. Dünya çapında ise Einstein, Pasteur, Edison, J.J. Roussoe daha sayabileceğimiz isimler dünyayı bugünlere getirdi. Sıra günümüz insanına geldi.

Sayıları ne kadar az da olsa bizi geleceğe taşıyacak olan insanlara kalbimizdeki desteği gönderelim. İlmin sonsuzluğunda kaybolup gitmek gibisi yok. Yeter ki ona kalbimizdeki desteği gönderelim, karanlığın aksine yıldızların parıltısını görebilelim. Bu bizi geleceğe belki de ebediyete taşıyacaktır.


Yazar rumuzu: fırtınam


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

---------------------------------------------------