Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

6.d-3

Yazar rumuzu : fener adam
Eser sıra no : 090226.13
----------------------------------------


ÇIKAR YOL


Mürşit : Yol gösteren , yön veren.

Bir yolunuzun olduğunu düşünün. Hiçbir destek almadan, hiçbir yöne sapmadan kendi doğrularınızla gittiğiniz bir yol.
Saptığınız yolların doğruluğunun ya da yanlışlığının ispatlanamayacağı, yaşayarak öğrenebileceğiniz bir yol. Yol uzamaz ya da bir şeyler doğurmaz, ileri taşımaz, taşıyamaz.
Bir yolumuzun olduğunu düşündükten sonra yolumuza bir de mürşidimizin yoldaş olduğunu düşünelim. Öyle bir yoldaş ki yoldaş kelimesini tamamlayan nitelikte. Yolunuzun gökkuşağı gibi... Yolunuza yeni renkler katan, güneş gibi aydınlatan, yağmur damlalarının toprağa can verdiği gibi yolumuza can kattığını düşünelim. Bir ışıktır bu mürşit, ışık sağlayan bir kaynaktır. Evet bu mürşidin, bu yol gösterenin adı ilimdir.
Düşündüklerimiz arasında hangisinin daha iyi olabileceğini kestirmek çok da güç değildir. Ya da bu iki ihtimalin üstüne bir ihtimal daha ekleyebiliriz. O da hiç yolumuzun olmadığıdır. Yol yoksa dert yoktur, alınacak ders yoktur. Yolun kenarlarında açılan filizler olmayacaktır bu takdirde. Fikirlerin hasat edildiği bir tarla olmayacaktır. Ürün verilmeyecek, karın doymayacaktır.
Düşüncelerimiz sonucu ortaya çıkardığımız yolları ve yolların şartlarını gördük. Hangisinin iyi olduğunu, doğruya yönlendirdiğini söylemek için düşünmeye bile gerek yok, ilk bakışta çıkarabiliyoruz. Mürşit yani ilim.

Günlük hayatımızda evimizde otururken, sosyal ve kültürel hayatımızda dolaşırken, etrafımızın ve etrafımızda gelişen olayların farkına varırken, bu olayları daha rahat idrak edebilmek için küçük ayrıntılar hariç elimizde iki kozumuz var. Akıl ve ilim.
Akıl ile fark ederiz. Akıl göz açandır. O farkındalığı yerleştirir beynimize. İlim ise işin taktik kısmıdır. İlim uygulatır, yöntem gösterir. Akıl ile algıladığımız vaziyetin dalını gösterir. Aklı akıl yapabilecek kadar dizgin vurabilir ilim. Akıl genç bir çocuktur. Hırçındır, içinin dolmasını heyecanla bekleyen bir arzukar, sorularına cevap bekleyen inatçıdır. Yön bulamazsa üzülür, kırılır. Belki de vazgeçer, küser. Kapatır kendini, o yolunu kapatır. Filizlenmek üzere olan düşüncelerini soldurur. İşte tam bu evrede bir mürşit görünür aksakallı olmasa da. Bir mürşit; ilim.
İlim aklın içini görür, geleceğini görür. İçi boşsa doldurmaya yönlendirir, doluysa alevlendirir. Bahsettiğimiz o tarlaya su vermek, verdikçe ürün almak gibidir.

İlim dünyası senelerce en güzel meyvelerini vermiş, meyveler dediğim bilim adamları. İbn-i Sina. İbn-i Sina'nın tıp kitapları yıllarca ders olarak okutulmuş o örnek aldığımız batıda. İbn-i Sina öyle bir ilim adamı ki felsefe, matematik, tıp gibi konularda öncü ve uzman olmuştur. İşte bu yön vericiliktir, örnek alınacak hareketlerdir. İlim dünyasının olgunlaştırıp bizlere gönderdiği mürşitlerden biri de batının geçtiğimiz on yıla kadar son üç yüz yılda yetiştirdiği en genç profesör olmayı başarmış olan Oktay Sinanoğlu. Nobel Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk. Kendisi Türkçe konusunda çok hassastır. Türk Einstein diye anılabilmesi ne derece önemli bir konumda olduğunu göstermektedir zaten. İlim dünyasının değerli filizlerindendir.
İlim, ele geçirilmiş olmayı kabul etmeyen, genişlemek isteyen bir tür damar gibidir. Bazen kabarır. Zorlar sınırlarını. İlim yıllarca yön vermiş bu dünyaya. İlim hayatı kimde gelişmişse o süper güç olmuştur. Örnek alınmıştır. Yön vermiştir. Çoğu vakit kendi yolunu çizmiş, kendi örneklerini yaratmıştır. Mustafa Kemal Atatürk bu önemli cümlesini tamamen tarihine bağlı kalarak söylemiştir. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmeden önce yaptığı hazırlıklar üst düzeydeydi. Öyle ki İstanbul, Bizans'ın son kalesi gibiydi. Devrin en büyük toplarını döktürdü ustalarına. Toplar öylesine büyüktü ki yüzden fazla insan ancak çekebiliyordu. İşte bu ilimdir
,ilimin getirdikleridir. Bu, çağa yön vermektir. İlimi benimsemiş bir toplumdan geldiğimiz ortada zaten. İlim ve teknolojiye sahip olan, çağa yön veriyor demektir. Atatürk; gençlerin görevini belli ettiği bir konuşmasında muasır medeniyetler seviyesi diye bir kavram kullanmıştır. Ve yine bu sözünde muasır medeniyetler seviyesine gidişin yöntemini göndermiştir."Öğretmenler; yeni nesil sizlerin eseri olacaktır" diyerek görevlileri deyim yerindeyse atamıştır.

İlim herhangi bir kesimin sahipliğinde büyümez. Dedik ya çocuk gibidir. Sahip olduğu toplumun kucağında büyür bir süre. Sonra içine yeni filizler almak üzere gençleşir o çocuk. Asileşir. Esir olamaz, yargılarını kendisi belirler ve yön verir itirazı olan her şeye, açıklayabildiği her şeye. Bahsettiğimiz bu çocukluktan yeni çıkan gencin hırsları, ihtirasları oluşmaktadır isteklerine karşılık ve çevresi oluşmaya başlar karşıtlarının oluşmaya başladığı gibi. Her görüşe açıktır, deneye dayanır. Her genç adamın başarmaya çalıştığı gibi ulaşabildiği yerlerde kalıcı olmaya çalışır ilim. İlim adını tarihten alır, tarihe yazdırır.


Yazar rumuzu : fener adam


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-------------------------------------------------