Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

5.c-2

Yazar rumuzu : eflatun81
Eser sıra no : 09022503
---------------------------------------


IŞIK


“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”

Bu söz çok duyduğumuz ama kanaatimce derinlemesine düşünülmemiş bir sözdür. Kelimelerle oynayalım ve daha açalım sözümüzü “Yaşamda gerçek kardeş yol gösterici bilimdir, bilgidir.” Doğru demedim dikkat ederseniz ‘gerçek’ öyle ki bu gerçeği kabul etmeyen pek çok, kendi doğrusunun en doğru olduğu kanaatinde olan zihniyet mevcuttur. Bilginin ışığından yoksun insanlar, ışığını kaybetmiş ve ya hep karanlıkta olanlar bu sözü iyi kavramalıdırlar.

Pek okumayan bir toplumda okuyan kesim düşünebilme yeteneğini okumaya, öğrenmeye borçludur. Birde okumayanlar, gelişmeye ayak uyduramamış olan insanları anlatmaya devam edelim. Ülkemizde halen kızlar evde oturmalı demekte olan aile reislerinin varlığı bilinmekte, binlerce cılız ışık acımasızca söndürülmekte, aynı şekilde gelenekler üzerine bu kızlar evlendirilmektedir. Ortadoğu’da ve Afrika’da görülen küçük yaştaki kızların sünnet edilmesi geleneği ne derecede büyük bir eğitimsizlikle karşı karşıya olunduğunun apaçık örneğidir. Pek çok örnek sıralanabilir. Bununla birlikte adı geçen sorunların temelinde cahillik, eğitimsizlik, gerçek doğruyu görememe, mukayese edememekten kaynaklanmaktadır.
Bu temel sorunlardan ne acıdır ki en çok zararı kadın görmektedir.


Atatürk’ün belirttiği gibi bilime güvenip sadece ona itibar ederek yolumuza devam etmeliyiz. Bu yolu seçip sürdürme gayretinde olursak şüphesiz ki bağımsız bir ülke olsakta gerçek manasıyla kendi kendine yetebilen, hür, gelişmiş, insan haklarını çok ileri düzeyde olduğu bir ülke konumunda olmuş oluruz. Böylece gelişmekte sözcüğünü de terk etmiş de oluruz. Bu hayalimize kavuşmak ve isteklerimizin gerçekleşmesi için gelişimini sürdüren toplumu, düşünen insanları, okuyan nesli, bilimi ve beyni çalışan insanları desteklemeliyiz. İnanıyorum ki böyle yaparsak başarabiliriz.


Günümüzde gelişmiş ülkeler skolâstik düşünceyi yıkmış geleceğe pozitif bilimle ulaşmış olmakla birlikte, gelişmişliklerine dar kalıplarla ulaşılamayacağını göstermişlerdir. Bu tür sistemleri örnek alıp yolumuza devam etmeliyiz. Bunu yaparken sınırı iyi korumalı örnek almayı batı hayranlığıyla karıştırmamalıyız. Farklı düşüncelerin çarpışıp gerçek doğruya ulaşılması, herkesin ve herkesimin düşündüğünü özgürce ifade edebildiği, tartışabildiği düşünce özgürlüğü olan ortamlar inşa etmeliyiz. Bu bizim için çok önemli ve zaruri bir ihtiyaçtır.


Oxford Üniversitesinde eğitim gören öğrencilerden Yasin Bostancı bir süreliğine Türkiye’de kendisiyle görüşmelerimizde bulunduğu üniversiteyi anlatıyor. ‘Gece kalıp çalışmamız için uygun ortam bizim için mevcut sadece beynimizi kullanmamız isteniyor.’ Açıklamasında bulunuyor. Bizim eğitim sistemlerimizde bu seviyeye gelebilmesi için ilerlemeye süratle devam etmeliyiz. Unutmamak gerekir ki bilimden başka yol seçme çabası büyük bir gaflet olacağı açıktır.


Kız-erkek ayrımı konusunda daha çok yol kat etmeli, kadın nüfusu çalışma hayatında daha çok yer vermeliyiz. Kadın nüfusun çalışma hayatında olması ülkeye gelişme konusunda büyük ivme sağlayacaktır. Genç nüfusun büyük bir yeri olduğu bunun sonucu tüketen kesimin çoğunlukta olduğunu bilmekteyiz. Kadının gelişimi, çalışma hayatındaki yeri erkek egemen ve ya ataerkil sisteme darbe olmakla birlikte modernleşme sürecini de doğrudan etkilemektedir. Kadının evde oturmasını isteyen zihniyeti yok edeceği de açıktır. Aile içi demokrasinin gelişmesinde de faydası kaçınılmazdır. Kız çocuklarını okutmak istemeyen kesimi azaltmada etkili yöntemlerden biride budur sanırım.

İnanıyorum ki bu sorunları bilgiyle, öğrenerek, kendimizi sürekli geliştirerek aşabiliriz çözümlere kavuştuğumuzda hayalini kurduğumuz Türkiye’ye ulaşırız. Hedefimiz daima en iyi olma çabası içinde olmaktır. Damarımızdaki Türk Kanı’na borcumuzdur bu unutmamalıyız. Bizim güzel günler görmemizi isteyen ve asla başımız yerde, ayağımızda esaret zincirleri olmasını istemeyen Atamız Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği haklı mücadelesine borcumuzu ödemek için çalışmalıyız."Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı... Gerçek zaferi siz kazanacak, siz sürdüreceksiniz ve behemehâl muvaffak olacaksınız." Onun mücadelesine hıyanet edemeyiz buna hakkımız yoktur. Bizim ıskalama şansımız da yoktur, daima çalışmalı, bilgi için uğraşmalı ayrıca çevremizde olup bitenin farkında olup günlük sorunların gözümüzü kör etmesine de iznimiz olmamalıdır. Bize verilen emanetlere karşı büyük saygımız olduğu bir gerçektir lakin biz bunu geliştirmek, üstüne eklemek çabasında olmalı toplumdaki kaliteyi yükseltmeli bulutlu beyinleri bilginin ışığıyla aydınlatmalıyız.



Yazar rumuzu : eflatun 81




----------------------------------------------------------------------