Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.c-4

Yazar rumuzu : çalışkan
Eser sıra no :090206.01
---------------------------


KARANLIK SULARIN FENERİ


Sözler... Kimi zaman aklı karıştıran, kimi zamanda sisli bulutları hançer gibi parçalayarak karanlığı aydınlatan ay gibidir. Tarih ise geçmişin bilinmezliklerini saklayan bir tüneldir. Yalnız o tünelde öyle sözler vardır ki... O sözler söylendiği tarihten itibaren insan benliğinden asla çıkmaz. Hele birde ruhunu kaybetmiş bir millete yeniden ruh katarak canlandıran kişi tarafından söylenmişse bu sözün gücünü birde siz düşünün... Ve bu sözün biz insanlar üzerinde yarattığı etkiyi. Ama sözdeki her biri ayrı bir değeri olan kelimelerin anlamını bilmiyorsak ne sözün anlamı kalır ne de kelimelerin sahip olduğu değerlerin. İşte tam bu sırada karanlık ile aydınlık arasındaki fark ortaya çıkar. Bu farkı yok ederek aydınlığın mutlak bir güç olmasını sağlayan ise bilimin kutsal ışığıdır.

Biz insanlar genellikle hep kolay lokma peşinden koşarız. Yani kendimiz bir şeyle uğraşıp yapmak yerine, hazır zahmetsiz şeyler daha cazibeci gelir kör gözümüze. Uğraş verip yapmadığımız şeyler daha doğrusu alın terimiz akmadan yaptığımız işler bizi belli kalıplara sıkıştırarak yüzünde gülümsemesi olmayan kuklalar yapar ve bir kenara atar. Çünkü taklit etmek her zaman insanı gerçeklere yabancılaştırır. Sanki hayata bir at gözlüğü ile bakıyormuşuz gibi oluruz. Önümüzden başka hiçbir şeyi görmeyiz ya da hayatın iyi ya da kötü başka renklerini... Şayet kendimiz araştırıp, çalışıp, belli bir emek verip bazı şeyleri öğrensek ya da şapkayı ortaya koyarak adam akıllıca bir düşünsek, inanıyorum ki ulusumuz şu andaki konumundan kat kat ileride semaya yakın bir yerde olurdu. Bilimin kutsal ışığında benliğini yıkayanlar kokuşmuş karanlıkta oturanlara göre her zaman önde olacaktır. Karanlıktan kurtulup bilimi rehber olarak görenler her zaman daha öndedir. Bilim karanlık, dalgalı bir okyanusta güvenli bir deniz feneridir. İnsanlık o feneri takip edebildiği, ona yaklaşabildiği sürece güvendedir. Bilginin güvencindedir, yaşamın evrenin sırlarını çözebilmenin güvencindedir ve bilimi ışık veren mum olarak düşünenler. Fakat bilimden olumlu veya olumsuz olarak yaralanmak bizlerin elindedir. Çünkü bilim uçsuz bucaksız sonsuzluklarla dolu bir deniz gibidir. Bilim denizine girmeden kendimize rota çizmeksek suyun üzerinde gezinen kuru yapraktan farkımız kalmaz. Işıklarla donatılmış bir limana ulaşamayız. Rast gele varacağımız bir liman bizi yutacaktır. Artık öyle bir zamana geldik ki hayatımızın her anında savaş var. Bu mücadele de bilimle donatılmamışsak alacağımız yaralar, bıçak yarasından çok daha ağır olacaktır.

Atatürk’ün bizlere emanet ettiği cennet vatanımız sisler altında kaybolacak, birilerinin ışığına muhtaç olacağız. Atatürk ne umutlarla, ne hayaller bu yurdu bize emanet etmişti. Hayatta karşımıza birçok yollar çıkar ve biz hangi yolu seçeceğimize karar veremeyiz. Peki ya Atatürk neden bize bilim demişti ya da neden bilim kılavuz olarak göstermişti. İşte! Tam bu yüzden. Atatürk ileri medeniyetleri seviyesinde çıkmamızı bilimi kılavuz edinmemizi biz emanetçilere emretmişti.

Biz Türkler zor durumda kaldığımızda tarihimizdeki önder büyük liderlerimizin olmasını bizleri bu zorluklardan çıkarmasını dileriz. Tarihimizdeki eşsiz o bilim sahibi büyük liderlerimizin gelmeyeceğini kabullenmeliyiz. Yalnız bilim ışığında ölüleri dirilten bir ilaç bulununcaya kadar. Zamanımızda henüz böyle bir mucize olmadığına göre ve dışarıda aç düşmanlarımız olduğuna göre bunlara bilim ışığında çok çalışarak karşı koyabiliriz. Türk gençliğine inanmayanları ancak böyle yanıltabiliriz. İlim her zaman bizim kılavuzumuz olmalıdır. Bir düşünün yetmiş yıl önce bir toplu iğne üretemiyorduk: Şimdi dünya pazarların da birçok elektronik ve mekanik ürünlerimiz satılmaktadır. Hayatta birçok manevi yol gösterici vardır. Sanat, hürriyet, adalet, şeref gibi... Bu özelliklerimizi kaybetmemek için ilime sıkı sıkıya sarılmalıyız. Atatürkçülük hedeflerinden biride; ilimdir. Kısacası “HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR”


Yazar rumuzu : çalışkan


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-----------------------------------------------------------