Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.d-1

Yazar rumuzu : cadı
Eser sıra no : 090210.01
-------------------------------


YOL AYRIMI


Hayat, zaman içinde bir kilim gibi zamanın tezgâhında dokunur. Bu kilim yılların bilgeliğiyle, her ilmeği kimi zaman gözyaşı, kimi zamansa mutluluklarla geçmiş zaman insanları tarafından dokunmuş, şimdiki zamanın insanları tarafından dokunmakta ve gelecek zamanın insanları tarafından dokunacaktır.

Zaman birilerinin gerçeği bulup nakşetmesiyle devam eder. Peki, her zaman doğanın gerçekleri saf halde bulunur mu? Karanlık çağlarda, elektronun hareketi ateşin kullanılması gibi saf ve yalın halde bilinebilir miydi? Zamana dokunan ipliğin renkleri nasıl bulunur? İşte bilim hem bu kilime dokunulanlar hem de bu kilimin dokunulmasını sağlayandır. Bilim hayvanların postlarından iplik elde etmesini, o ipliğin bitkilerin öz suyuyla boyanmasını öğreten, bu sayede hayatın bir kısırdöngüden kurtarılmasını sağlayandır, belirli renklerin tekrar tekrar işlendiği bir kısır döngüden. Yani bilim hem yoldur hem de harita. Ama bazen kendini şaşan bir harita.

Ölmek üzere olan bir hastayı diriltebilecek, ona hayatını yeniden verebilecek kadar masum, bir bebeğin, bir çocuğun, gerçek ve yalanı ayırt edemeyecek bir küçüğün hiçbir şey görmemiş yüreğini söndürebilecek kadar gaddar. Bir balık hayatı boyunca bir nehirde yaşayabilir; fakat nehrin kaderi hakkında ne bilebilir? Nehrin sonuna, okyanusa ulaşabilir mi? Hâlbuki insanlık yaşadığı ortamı tanıma, bu konuda sorular sorup cevaplarını bulma, çevresine uyum sağlayıp, bunu kendi yararına kullanma yetisine sahiptir. Çevresini, çevresinde keşfettiklerini kendi ırkına ve şu küreyi paylaştığı diğer canlılara karşı kullanmaya, kendini kutsal bir varlık olarak görmeye değil. Oysa bütün inançlar gerçeğin sadece doğru olması yönünde. Bir yol tıpkı dünya gibi yarısı karanlık yarısı aydınlık nasıl olur? Geleceğe ulaşırken bilimden şaşmamakla bilimin yürekleri söndüren karanlık yolu arasında gidip gelmekte dünya. Ve gene bilimin bu karanlık, atom bombalarından, tüfeklerden oluşan bu acımasız yolundan bilimin aydınlığı ile kurtulabilir. Oysa insanlık geleceğe dair özlemlerinde hep mutluluktan barıştan bahsetmemiş miydi? Ama artık hayaller geleceğin bir sonraki gün için daha gelmediği ilkesine göre hareket etmekte. Yani bugün gelecek değilse ben bugün orayı bombalayabilirim, orada hayat mı varmış bana ne bana fabrika gerekli, orada fabrika kurabilirim. Peki, doğayı anlayıp anlatmak olan bilim doğayı yok ederse, ağaçlar yerine beton, metal dökerse incelenebilecek doğa kalır mı?

Gözlerimizi kapatıp en başa gittiğimizde; yemek yiyebilmek için ateşi bulmalıydık, insanları öldürebilmek için değil. Daha az iş gücüyle daha çok şey yapabilmek için fabrikaları kurmalıydık, ormanları yok etmek için değil. Oysa yarısı karanlık yarısı aydınlık olan şu labirentimizde yaşam aydınlıktan yanaydı. Her şey bilimdi aslında ve insanlarla iş birliği yapıp her şeyi yok eden de. Bir bedende iki ruh gibi. Zaten her daim içimizde doğruyla yanlış köşe kapmaca oynamaz mı? Birbirine tutkun gece gündüz bile… Birbirlerine kavuşamayacaklarını bilerek… Doğruyla yanlışın valsi gibi… Yanlışı yaratanın doğru olması doğruyu ölüme mahkûm eder mi? Yoksa sorun insanların seçimlerinde mi? Gecesiz gündüz ya da gündüzsüz gece olabilir mi? Önemli olan yarattığımız canavarı dizginleyip gülümsemenin tadına varmak mıdır yoksa gözyaşlarından korku imparatorlukları kurmak mı? Silahları yaratan da şu kalbi durmaktan kurtaran da aynıysa doğru karakteri bulup yaşatmak daha mantıklı değil mi? O zaman neden biz çevremizi görmemizi sağlayan buluşları veren bilimin birbirimizi yok eden kimliğini beslemekteyiz?

Bunu yapan biz değil miyiz? Gülümsemek yerine somurtmayı seçen, güldürmek yerine ağlatmayı seçen… Yani problem harita değil, onu tutan eller. Kaderin yol ayrımında olan onlar ve doğruyu kaybetme tehlikesinde olan da. Yani bilim aslında en büyük kılavuz doğruyu ve yanlışı beraber sunan, hayat gibi serbest bırakan; ama öğütleyen…

yazar rumuzu : cadı


Önceki eser / Eserlerin ana listesi / Sonraki eser