Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

5.c-4

Yazar rumuzu : bilgin
Eser sıra no : 090225.05
-----------------------------


BİLİM UYGARLIKTIR


Çoğu zaman bizi esrarengiz oluşuyla saran, meraklandıran; keşfedildiğinde bizi büyüleyen, bazen bizi anlaşılmazlığının güçlüğü bezdirse de sonucunda emeklerimizin karşılığını veren o kavram. Bilim. Peki nedir bilim? Nasıl bilim yapılır? Ya da yapılırsa ne olur? Gelin bir göz atalım.

İnsanoğlunun bir içgüdüsü olan merak onu çevresi hakkında şüphelendirmiş. İnsanoğlu merak etmiş. Neden şelaleler aşağı doğru akıyor? Neden ve nasıl yağmur yağıyor? Neden yün kazağımı üzerimizden çıkarırken saçımızı da çekiyor? Ardından araştırmaya başlamış ve bilim doğmuş. Bundan sonra insanoğlunun dünyaya bakış açısı tamamıyla değişmiş. Yıllar geçtikçe bilim insanoğlunun vazgeçemediği bir boyuta gelmiş. Bilimsel yöntem hayatın bir parçası olmuş. İyi ki de olmuş. Onun sayesinde dünya bu kadar gelişmiş, yaşam kolaylaşmış, güzelleşmiş. Bilimi ilke edinen ülkeler almış başını yürümüş ve insan da sürekli olarak ilerlemiş, uygarlaşmış.

Bilim insan hayatını kurtarmış, onu iyileştirmiştir. Doktorlar bunun mutluluğuna varırken insanlar da iyileşmenin mutluluğunu tatmışlar. Dr. Frank Vertosick Jr. Tarafından yazılan ve Tübitak tarafından basılan “Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün” adlı kitapta bir doktorun mutluluğu ve hastaların psikolojileri ele alınmıştır. Mutlu insanlar hayatın daha iyi olmasını sağladığı için bilim önemlidir.

İnsan doğası gereği merak eder, sorgular. Filozofların nedensiz yere sorgulamaya başlamaları bunun kanıtıdır. İnsan sorgulamaya başladığı zaman “insan” olur çünkü hayvanların yapamayıp, insanların yapabildiği tek şeydir sorgulamak. Ayrıca insan tarihte diğer insanların neler düşündüğünü merak eder işte tarihin önemli olmasının bir nedeni de budur. İnsanın doğduğu andan itibaren bir şeye ait olma isteği, din kavramını, Tanrı kavramının doğmasına neden olmuştur. Bu kavramlar insanların en kötü zamanda sarılabilecekleri bir dal olarak varlar. Ait olma isteği insanın tarihini öğrenmeye teşvik eder. İnsan atalarını öğrenir ve geçmişini öğrenir bu da onun geleceğine ışık tutar. Tarih insanın ait olma isteğini tatmin eder.


Düşünelim biraz pozitif bilimlerin olmadığı bir dünyayı. Teknolojinin oluşması ve gelişmesi mümkün olur muydu? İnsanlar dünyanın öteki ucuyla nasıl bu kadar rahat iletişim kurabilirlerdi? Ya da örneğin ilaç tedavisinde gelişme yaşanmasaydı, ne kadar insan yaşamıyor olacaktı bugün? Bu bize açıkça gösteriyor ki bilim insanoğlunun günümüz şartlarında hayatına devam için bir zorunluluk.

Japonya, Çin gibi ülkeleri düşünün. Özellikle de Japonya topraklarının verimsizliğini. Tarıma ve deniz hayvancılığı hariç diğer tüm geçim kaynaklara elverişsiz olan bu topraklarda yaşayan Japon toplumunu. Kendilerini II. Dünya Savaşı’ndan sonra tamamıyla bilime adayan bu toplum bu kadar kısa bir süre içinde dünyanın en güçlü ve zengin ülkelerinden biri haline geldi. Nedeni şüphesiz ki bilim.

Bilim insanın hayata farklı açılardan bakmasını sağlamakla birlikte onu güçlü de kılar. İnsanoğlu bir takım olayları belli nedenlere dayandırarak kendini güvende hisseder. Bunların üstüne de çalışmalarını oturtur ve böylece üretir. Vücut hacmiyle dünyada insan ne kadar küçük olsa da bilimsel çalışmalar sonucu elde ettiği veriler sayesinde büyük bir güce dönüşür. Anlaşılması zor olan bu dünyayı ve evreni bilimle anlaşılır kılar. Bu iş toplum olarak yapıldığında ise o toplum gelişir, güçlenir. Bu yüzden Atatürk de cumhuriyeti kurup ardından onu emanet ettiği biz gençlere hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğunu belirtmiş ve cumhuriyeti bilimin ışığında yaşatıp korumamızı istemiştir. Bilimin bize kazandırdıklarıyla her zaman bir adım daha önde olacağımıza inanmış, yaşadığı dönem boyunca da bu yöntemle ilerlemiştir.

Biz omuzlarında onun kurduğu cumhuriyeti ayakta tutma sorumluluğu olan gençler olarak ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması için bilimin yolundan asla ayrılmamalıyız. Kendimiz için, Atatürk için, ulusumuz ve dünyamız için çok okumalı, çok araştırmalı, deney ve gözlem yaparak bilimsel gelişmelere katkıda bulunmalıyız. En önemlisi de asla dogmatik bilgilerin esiri olmamalıyız.


Yazar rumuzu : bilgin


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

------------------------------------------------------------