Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

4.c-5

Yazar rumuzu : başarı
Eser sıra no : 090223.26
------------------------------


HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR


Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. ” sözünden ne anladığımızı belirtmek için öncelikle “mürşit” sözcüğünün ne ifade ettiğini bilmek gerekmektedir. Bu açıdan, mürşit; doğru yolu gösteren, kılavuz olan demektir.

İnsanlara doğrudan bilgi veren, onları aydınlatan, onlara doğru yolu gösteren bilimdir. Bilim; tartışılmazdır, sadece gerçeği arar ve buna sahip çıkarak değer verir. Bilimde gerçekçilik ilkesi esastır. Bilimde, gerçek olmayan bilgilere yer yoktur. Ayrıca, bilimi doğru yol olarak gören ve kılavuz gibi düşünen toplumlar emin adımlarla yürür. Bu milletler, bilime inandıkça kendilerini geliştirirler, yaşadığı toplumu kalkındırırlar. Böylesi bir gelişmenin, kalkınmanın insanlara ve topluma ne kadar yararlı olacağını bir düşünsenize…! Bilim, onlara bir ışık gibi yol göstericidir. Böyle bir toplumda iyilik ve güzellik her zaman hakimdir.

İnsanlar, şu an nasıl her şeyi bilim sayesinde gerçek bir şekilde öğreniyorlarsa, gelecekte de gerçekçi bir hayat sürdürebileceklerdir. Ayrıca, insanlar diğer toplumlardan uygarlık alanında bir adım önde olabilir ve her gün bir ilerleme daha kaydederek, yaşadıkları toplumda gelişme ve kalkınma gözlemlenebilir. Böylelikle, insanın içinde sürekli bir gelişme, kendini yenileme, ve elbette bunu da topluma yansıtma arzusu doğar.

Yenileşmenin ve çağdaşlaşmanın yolu, hayatın içine bilimi de katarak ondan faydalanmaktan geçer. Ancak, bizler tüm bunları gerçekleştirirken karşılaştığımız zorlukları görüp yılmamalı, gelişmelerden geri kalmamalıyız. Sürekli bir daha ileriyi düşünmeliyiz. Aklımızı, düşüncelerimizi doğru kullanarak, hem insanlığı hem de gelişen toplumumuzu cahillikten ve esaretten kurtarabiliriz. Herkesin gıpta ile baktığı yüksek yaşam kalitesine sahip olabiliriz. Bu sayede, Atatürk’ün bizlere bıraktığı bütün emanetlere sahip çıkabiliriz.

Bilindiği gibi, Atatürk ilime çok önem vermiştir. Medeniyet, çağdaşlığın, güzel güvenilir yollarında ilerlemek, ilime yönelebilmek, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını anlamak; muzaffer komutanımızın bize miras bıraktığı cumhuriyete sahip çıkmak, ancak çok okumakla ve çok çalışmakla mümkündür. Sonsuza dek de böyle olacaktır. Atatürk: “Medeniyet için, hayat için, başarı için tek yol ilimdir, fendir. İlim ve fenin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, yoldan sapmaktır.” der. Bu sözüyle; Atatürk, ilim ve fenin hayatımızı geliştirecek, kalkındıracak, en önemli faktör olduğunu vurgulamıştır. Onun tek isteği, her yerde başarılarıyla, zaferleriyle gündeme gelen bir millet olabilmemizdi. Bu ise, ancak ilim ve fenle mümkündür. İlim ve fen neredeyse, biz de toplum olarak orda olmalıyız.

Toplumda ilim ve fenin noksan olması, o toplumda bağnazlığı, tutuculuğu ve cahilliği de ortaya çıkarır. Tüm bunlar gerçekleşirse, o ülke yeniliklerden gelişmelerden yoksun kalır. Ancak, ilim bunların karşısında dik durup, cahilliği yener, ona baş kaldırır.

Sorunlara akılcı görüşlerle yaklaşım, Atatürkçülük ilkelerinin içinde temel yaklaşımlardan biridir. Atatürkçü düşünce sisteminin oluşumunda, kesinlikle bilimin de payı vardır. Hatta, Atatürk bilgisizliğin neden olduğunu da araştırmış; bunu ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmış ve sonunda yok edebilmiş bir liderdir. Örneğin, onun ileri görüşlülüğü sayesinde Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır. Ancak, bu zaferi kazanmamızın yanı sıra, toplumun aklın ve bilimin esaslarına uymuş olması da esastır. Atatürk’ün önderliğinde kazanılmış ve Türk tarihine adını altın harflerle yazdıran bu savaş sonucu, toplumun refah seviyesi yükseltilmiştir.

Unutmamalıyız ki, Atatürk ilkelerinin öncülüğünde çağdaşlamanın getirdiği hiçbir yeniliği göz ardı etmememiz gerekmektedir. Örneğin, Çağdaş Batılı Devletler modern araçlarla ulaşım sağlarken, biz ilkel araçlarla ulaşımda direnmemeliyiz. Onlar tarımı makinelerle ilerletebiliyorlarsa; biz karabasan, tırpan, tırmık gibi basit aletlerle tarım yapmaya devam etmemeliyiz. Onlar en yeni ilaçlarla tedavi oluyorken, bizler muskalarla tedavi olmaya çalışmamalıyız. Biliyoruz ki, tüm bunların gölgesinde kalarak ilerlemeyi hayal bile edemeyiz. Bu nedenle; bilime, sanata, ilime, fene gereken önemi vermeliyiz. Her koşulda, çağdaş, gelişmeleri takip eden bir millet olmak için çalışmalıyız. Sadece kendimiz için değil, yaşadığımız ülke adına da başarılı olmaya çalışmalıyız. Tüm dünyaya adımızı, misyonumuzu duyurmalıyız. İşte ancak, o zaman Atatürk’ün istediği bir “Türkiye” olmuş olabiliriz…

Yazar rumuzu : başarı


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

---------------------------------------------------------