Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

4.d-1

Yazar rumuzu : bad-ı saba
Eser sıra no : 090223.27
-----------------------------


ZAMANA YENİK DÜŞMEYEN DEĞERLER


Kimseye boyun eğmeyecek, dur durak bilmeyecek, bağımsızlığı elinden alınmışken ne söylesen dinlemeyecek bir millet vardı. Türkler. Ve öyle bir ataları vardı ki Türklerin, bütün dünya önünde diz çöktü, elbet hatırladınız bu Atatürk’tü.

Büyük Türk Milleti, O’nun doğumundan habersiz olduğu günlerde, karanlıkta yol tutturmaya çalışıyordu. Milletimiz dipsiz kuyularda yılmadan çıkış kapısı ararken, konuşmalar çalındı kulağına, renksiz, görüntüsüz sesler , nerede başlayıp , nerede bittiği anlaşılmayan fısıltılar , sesler karanlığın içinde Türklere yaklaştılar, yaklaşınca anlaşılır oldular. Tüm bu sesler Osmanlıyı parçalamak isteyen, fakat ne kadar köklü bir devlete tosladığını bilmeyen düşmanlara aitti. Çok geçmedi aradan, tüm dünyanın yakından tanıdığı bir çehre, koca milleti tek bir bedende buluşturdu , karanlıklar sabaha ulaştı, karanlıklarda ki – o kendinden emin sesler –nefeslerde tıkandı. Atatürk ve Türkler tarih sayfalarını araladılar. Türk milletinin asil kanının mürekkep olduğu, bitmek tükenmek bilmeyecek bir kalemle Atasının sözlerini yazmaya koyuldular.

Yüzyılların silemediği tek gerçek karşımıza çıkan sorunlardır. İnsanın karşısına ne türlü bir sorun çıkarsa çıksın – ister büyük olsun, ister küçük – deneyimler, yaşanmışlıklar yetmez bazen sorunları çözmeye. Geçmişdekilerden yardım almak isteriz hep. Belki bir anneden , belki bir babadan. Bir milletse sorun yaşayan, atalarına danışmaktan geri düşmez insan. En doğru yoldur bu inan. Onların tecrübeleri yıkılmaz hiçbir zaman. Türk milleti ki, devletlerin en nicesi, en şanslısı. Atatürk, bir devleti kurmakla yetinmeyip nasıl ayakta kalacağını, zamana nasıl direneceğini mikrofon başına geçtiği her yerde bizlere duyurmuştur. İşte geleceğimizin açık çeki;

‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir!’

Atamız, nice kıymetli cümlelerinin yanına bu eşsiz fikrini altın harflerle yazmıştır. O’nun bu sözleri üzerine düşüncelerimi şöyle ifade etmek isterim ;

Geçmişin en eski uygarlıklarından 2009 yılına kadar dünya bir gelişme sürecindeydi. Bu sürece birçok kavim, pek çok uygarlık ve nice din tanıklık etti. Dünya üzerine gelen herkes kalıcılığı yakalamakta ısrar etti ve bir yol gösterici aradı. Her şey denendi,sonuçta iki olgu göze çarptı. Kaybedenler ve kazananlar. Bütün gözler kazananlar üzerinde toplandı. Hangi yolu seçtikleri dikkatle incelendi ve çıkan sonuç hep aynıydı ve bir o kadar da muhteşemdi. Kazananların yol göstericisi elbette ki ilimdi. Atatürk ünü, bugünü ve yarını aynı anda zihninde canlandırabilen nadir insanlardandı. Bu sebepten olacak ki yukarıdaki sözü bizlere miras bıraktı. Yetinmedi, kahvehaneleri değil, laboratuarları arşınlamamızı istedi. Zamana direnen tek değeri çekinmeden bizlere söyledi. Peki nasıl? Tabi ki ilmin ışık tuttuğu o görkemli yolda ilerleyerek. İlime, bilime tutunmuş bir millet, köklerini toprağın derinliklerine ulaştırabilirmiş bir millettir. Gençliği bu bilinçle yetiştirmek esastır. Aydınlık bir yarına ulaşmak ancak bilimi meşale edinmiş bir gençlikle mümkündür.

Hayal gücümüzün sınırlarını denetleyelim bu kez. İlimi feni terk etmiş birTürkiye düşleyelim. O korkunç manzaralara tanık olalım. Kabullenmiş hiçliğini millet, boyun eğmiş efelere rütbesine güvenip can yakan o zalimlere. Karın tokluğuna çalışmış sabah köle gibi çalışmak için uyanıp, akşam yorgunlaktan uyuyakalmış. Düşünmeye, üretmeye izin verilmeyen beyinlerin kullanılmamaktan olsa gerek işlevi son bulmuş sömürülmek, ezsilmek böyle bir şey olsa gerek. İlimsiz kalmış bir Türkiye’nin elbette ki sonu budur. Ama bu bizlerin uzak olduğu bir sahne asırlar boyu, başını kimselere kaptırmaz türk soyu.

Bugünün gençliğine en çok tanık olanlardanım ben. Hayatı anlamlandırmaya çalışan bir gencim. Son neslin ilk evlatlarındanım. Atamın bu sözünü gençliğin nasıl yorumladığını en iyi bilenim. Ama durum süslü kelimelerle dahi kapatılamayacak kadar acı verici. Yanlış arkadaşlıklar, hayatı yanlış yorumlamak , bulunduğu durumlardan fazlaca etkilemek neslimizin gerçeği. Bu suçun yükünü tek bir kişi kaldıramaz, ancak bir millet sırtlayabilir, sırtlamalıdır da zaten, uyarmalı, uyandırmalıdır. Bize sahip çıkmalı, yaptığımı işlere kıymet vermelidir. Ancak böyle Atamıza layık olabiliriz.

Sözlerini, yaptıklarını, bizlerden beklentilerini büyük harflerle yazdım zihnimin duvarlarına Atam. Her sabah kalkıp önce resmini selamlıyorum, sonra zihnimdekileri tekrarlıyorum. Senin kurduğun bu devlette alnım açık, başım dik ilerliyorum. Kırmızı şeritlerle geçtim ülkemin sınırlarını, kimselere vermemeye ant içiyorum. Seninle başladığım satırlarım seninle son bulsun istiyorum.

‘ Hayatta en hakiki mürşit ilimdir! ’


Yazar rumuzu : bad-ı saba


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

---------------------------------------------------------