Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

1.a-5

Yazar rumuzu : penguen
Eser sıra no : 090126.01
---------------------------

YOL GÖSTEREN


Yıllar önce, müzelerimizden birini gezerken, bir eşya çok dikkatimi çekti. Bu bir limonluktu. Ve evde kullandığımızın tıpatıp aynısıydı. Tek farkı toprak olmasıydı. O zamandan beri müzelere ve nesnelerin önüne konan açıklayıcı bilgilere çok farklı yaklaşırım. Küçücük bir parçaya bile ilgiyle bakarım. Menteşe, kapı zinciri, düğme... Biz o nesneleri günümüz bilgileriyle isimlendiriyoruz. İnsan ihtiyaçlarının, her zaman aynı olduğunu görüyoruz.

Ben, insanlığın her dönemde, aynı bugünkü gibi, aklının tümü ve elinin olanakları ile kendine mükemmel bir dünya yarattığına inanıyorum. Bunların kanıtlarını da müzelerde buluyorum. Beş bin yıl önce, bin yıl önce bugünkü şartlar yoktu. Elektrik yoktu, iletişim olanakları kısıtlıydı, ulaşım zaman alıyordu diye, o zamanın insanlarının teknolojiden uzak, ilimden, bilimden habersiz yaşadıklarını hiç düşünmedim. Tam tersi, o günün tüm olanakları ile bugün biz nasıl yaşıyorsak o şekilde hayatlarını kolaylaştırdıklarını düşündüm.

Ateşi tek düğme ile yakamıyorlardı. Mikrodalga fırında yemek saniyelerde ısınmıyordu. Marketten her şey hazır gelmiyordu belki, ama o günün insanı bugünü bilmiyordu. Bilmediği için de körüklü ocaklar, tel dolaplar, kandillerle hayatını en iyi şekilde yaşıyor, o günün bilim ve teknolojisi ona ne sağlıyorsa onunla mutlu oluyordu. Her dönemin şartlarına göre sağlık hizmeti de vardı hekimlerde. Eğitim de vardı, eğitmenler de. Bugün bizim bilmediğimiz birçok bitkiden ilaç da yapılıyordu, ameliyatta. Ama mikrop bilinmiyordu tabii. Hijyen de. Antibiyotik de yoktu, anestezi de.

Bugünü aratmayacak şehirler kurulmuştu. Alt yapısı kanalizasyonu olan. Tarım da yapılıyordu. Mayalı yiyecek, içecek de. Dokuma tezgâhları, ulaşım araçları vardı. Çünkü o zamanda, bilim adamları, felsefeciler vardı. Bilimin ışığında ilerliyor, toplumu aydınlatıyorlardı.

Bugün olduğu gibi insanlara yaşadıkları zamanın refahını sağlayan daha sağlıklı, medeni yaşamasını gerçekleştiren icatları ve keşifleri ile insan aklı idi. Bazen tesadüflerden, bazen şartlardan, bazen kuramsal, insan aklını kullanarak ileriye gitmiştir. Bunu her zaman ilimle, bilimle yapmıştır. Bu ilerlemeyi her zaman meraklı insanlara borçludur.

İnsan merak etmiştir. Kuş nasıl uçuyor, buğday nasıl büyüyor, kanımız neden kırmızı? Tüm bu sorular sonsuza kadar arttıkça, cevaplarda bulunmuştur. Bazen inançlara ters düşülmüş, toplumla çatışılmıştır. Bilim insanları, toplumu ileri götürecek buluşlarının bedelini canları ile ödemişlerdir. Fakat insan, bilimin ışığında yürümekten vazgeçmemiştir. Bazen bulduğundan pişman olmuş fakat bu pişmanlık silah sanayisinin ilerlemesine engel olamamış, savaşların bitmesini sağlayamamıştır.

Sadece tek bir toplum değil, bütünüyle tüm insanlık ilk çağdan bugüne bilgi toplumuna ilmin ve bilimin ışığında gelmiştir. Bundan sonra da gene aynı şekilde ilerleyecektir. Dostoyevski Suç ve Ceza adlı eserinde mikroskobu anlatırken “Bundan sonra ne bulunabilir ki?” der. Mikroskoptan sora bulunanlar ve yapılanlar insanlığın son 30–40 yıl içinde kat ettiği aşama mikroskobu küçücük bir basamak haline getirmiştir.

Adetler, gelenekler, din ve toplum kuralları, hepsi huzurlu bir şekilde yaşayabilmemiz içindir. Fakat ne kadar zamandır uygulanıyor olsa da, bilimin ve fenin ışığında tüm dogmalara ve kurallara şüpheci gözle bakmak lazımdır. Şüphe ve merak toplumların ilerlemesi için gereklidir. Neden? Niçin? Soruları daima sorulmalıdır. Sosyal hayatta da, fen alanında da her şeyin özünü merak etmek gerekir.

Medeniyet, doğuda veya batıda nerede olursa olsun ilimle, fenle ilerlemiştir. Merak eden dogmaları merak etmeyen insanlar, toplumların ilerlemesini sağlamışlardır. Bunu yol gösterici kabul ettikleri ilimle, bilimle başarmışlardır.

Büyük önderimiz de, hayatı boyunca okuyan, araştıran, toplum ve bilim üzerine düşünen bir liderdi. Bu nedenledir ki o gün işaret ettikleri, bu kadar yıl sonra dahi, bilimin ve ilimin doğrultusundadır. O lider, sadece komutan, devlet adamı değil bilimsel de düşünen bir kişiydi. Sadece kendisi bilmekle yetinmeyip zor olanı yaptı. Doğruları topluma da kabul ettirdi. Söyledikleri ve gösterdiği yol toplumsal ve bilimsel gerçeklere dayandığından bugün için de geçerlidir.

Günümüzde, bu bilimsel ve toplumsal gerçeklere karşı çıkan, bu fikirleri yıkmaya çalışanlar olsa da, bilimsel görüş ancak bilimsel görüşle ve ispatla çürütülebilir. O’nun yolu bizim için, herkes için, bilimi işaret etmiştir. Sadece fen alanında değil, sosyal hayatta da. Bize yeni düşüncelere, yeni bilimsel çalışmalara açık olmamızı öğütlemiştir. Günümüz teknolojisi ile medeni bir ülkede medenice yaşamamızı istemiştir. Çalışarak.


Yaazr rumuzu : penguen


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

--------------------------------------------------------