Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

3.c-2

Yazar rumuzu : istintak
Eser sıra no : 090221.13

----------------------------


HAYAT, HAKİKİ, MÜRŞİT, İLİM

Tam seksen beş sene oldu. Evet, yıllar geçti ülkemizin kurulmasının üstünden. Ama maalesef atamadı ülkemiz, üstündeki ölü toprağını bir türlü üzerinden. Hep ileriye gitmek istedi fakat her seferinde engellendi. ‘Tam Bağımsızlık’ denildi arada bir zira bu idi doğrusu ama olamadı. Önce dilimiz ele geçirildi, daha sonra toprağımız ve arada da örf, âdet, ananelerimiz…

Şimdi, geriye dönüp bakıyorum, mesela ilkokulda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büstünün önünde, koca puntolarla yazılı olan; “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” vecizesine. Yahu, buradaki kelimeleri, lise eğitimi almakta olan biri bile anlamakta güçlük çekiyor ise, ilkokul çağındaki bir öğrenciden anlamasını nasıl bekleyebilirsiniz. Olmaz, mümkünü yoktur, cennet ülkemin ilkokul eğitimi alan öğrencileri bunu anlayamaz. Bu vecizeyi anlayabilmesi, Başöğretmen Mustafa Kemal’in fikirlerinin doğruluğunu saptayabilmesi için, o öğrencinin, artık günümüzde kullanılmayan sözcüklerin anlamlarını bilmesi gerekir.

Bu vecizenin içerisinde bulunan sözcüklerin incelemesini yapacak olursak şu sonuçlara varırız: Hayat, hakiki, mürşit ve ilim kelimeleri Arapçadan Türkçeye geçmiştir. En ise bu vecizede zarf olarak kullanılmıştır. Bunların yanı sıra mürşit kelimesi günümüzde neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Bunun sorumlusu ise ön safta vatandaşlar, geride ise devlettir. Çünkü bugüne kadar hiçbir ders kitabında Mustafa Kemal’in, günümüz Türkçesiyle yer alan nefis sözlerine yeterince yer verilmedi. Yabancı ülkelerin baskısıyla Türkçenin önüne taş koyulması ve vatandaşlarımızın da dilinden ayrılması ülkemizi uçuruma doğru sürüklemektedir. Bunların hepsi bir yana, ülkemizin kuruluş yıllarında yazılmış olan eserlerin günümüz basımlarında ne yazık ki inanılmaz yanlışlar yapılmaktadır. Bunlardan birincisi, yazarın belirlediği bir kelimenin, günümüz baskılarında ‘Yeni Türkçe’ diye adlandırılan kelimeler ile değiştirilmesidir. Mustafa Kemal, büyük eserine Nutuk ismini vermiş ise, bunu değiştirme, yerine Söylev kelimesini getirme hakkımız yoktur. Yazar, eserini yazarken konusuna en uygun, en vurucu kelimeleri seçme işini kendi yapar. Dolayısı ile sonradan onu değiştirmeye hiçbir editörün hakkı yoktur. Size, bunun en somut örneğini belirteyim; “Gereksinim duyduğun güç damarındaki soycul kanda vardır.” Şimdi ise şu cümleye bakalım; “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” Bu iki cümlenin anlam bakımından hiçbir farkı yoktur. Fakat ilk cümlede kullanılan kelimelerden dolayı bir heyecan duymayacaksınız. İkinci cümlede ise birbirini tamamlayıcı ve inanılmaz etkili kelimeler kullanılmıştır. Kelimelerin gücünü şimdi anlayabildiniz mi? Eğer Mustafa Kemal’in yazdıklarını ve söylediklerini günümüzde anlayamıyorsak ve tüm dersliklerde de bunlar anlaşılmaması için bulunduruluyorsa, yapılması gereken ama yapılmadığı anlaşılan bazı olaylarla karşılaşırız. Ne yazık ki sonuç şudur; ülkemizin kuruluş yıllarında kullanılan Türkçeyi günümüz insanları anlamıyorsa, ya politika olarak belirlenen yabancı kelimelerin Türkçeden atılması yanlıştı ya da bireylerin o kelimeleri günümüzde hala kullanmaması.

Neyse ki, “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” vecizesinin ne anlama geldiğini ve Mustafa Kemal’in ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Ve bir kere daha şükrediyorum, böyle bir liderimiz olduğuna. Çünkü dünyamızda yapılan siyasette, kazanmak için iki temel şart vardır. Biri din istismarı, öteki ise yalandır. Ancak Mustafa Kemal Atatürk bunu yapmıyor, dini istismar etmiyor ve tek bir gerçeği söylüyor; müspet ilim. Yani, günümüz Türkçesiyle pozitif bilimler…

Her olayın bir gerçekliğe ve bu gerçeğin ise bilime dayandığı şüphesizdir. Bunu, uzay çağında yaşadığımız bu yıllarda neredeyse tüm insanlar kabul etmiştir. Yaklaşık doksan yıl önce bütün benliğiyle buna inanan ve bu gerçeği milletine söyleyen tek lider vardır; Mustafa Kemal. Ancak, günümüze geldiğimizde, liderimizin tüm ümidini bağladığı gençlikte heyecan, merak kalmamıştır. Bilime ilgisi azalmıştır. Bunun sebebini de galiba, yine Mustafa Kemal söylüyor; “Ey Türk Çocuğu! Çok zekisin, bu belli. Fakat zekânı unut, daima çalışkan ol.” İşte, bu sözünden çıkaracağımız sonuç şudur ki, zeki olduğumuzu bildiğimiz için, her şeyi halledebileceğimize inanıp, çalışmadan, okumadan, merak etmeden yaşayıp gitmişiz. Böylece Türkiye, genç beyinlerini yabancı ülkelere göndermiş, yıllarca. Fakat bunun sorumlusu Türk Gençliği değildir. Bunun cevabını da vermiş, Gazi Kemal; “Eğer bugün Batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, Ey Türk Çocuğu! O kabahat da senin değil. Senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur.” Görüldüğü üzere, Türk Gençliğinin bu hale gelmesinde birilerinin parmağı var. Yalnız, görünen o ki, Türk Gençliğinin ileriye gitmesi için hiçbir engel yoktur. Bir tek şeye ihtiyacı vardır gençlerin; devletinden, milletinden alacağı desteğe…

Liderimiz, bilim demiş yıllar önce. Bunu gençlerimize anlatmayı başarabilseydik, çağdaş ülke olma yolunda bulunan tüm engelleri kaldırdığımızı görürdük. Bunu başaracak olanlar ise, gene Türk Gençliğidir. Mustafa Kemal’in söylediği gibi; “Her şeye rağmen muhakkak bir aydınlığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız, aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir.”


Yazar rumuzu : istintak

Önceki eser / Eserler ana liste / Sonraki eser

----------------------------