Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

7.b-4

Yazar rumuzu : istiklal
Eser sura no : 090227.14
---------------------------


UYGARLIĞIN GÜNEŞİ


Öyle toplumlar vardır ki; bilimi teknolojiyle yoğurup insanlık namına yararlı sayılabilecek ilginç keşifler yaparlar. Ancak öyle toplumlar da vardır ki; kendini sömürtmekten bıkmış, hatta ve hatta kendini ezdirmekten usanmamış bir toplum. İşte böyle bir toplum ne dünyaya ne de kendi milletine yararlı olmak için gelişme gösteremez.

Ancak toplumlar kendilerini yobazlaştırmadıkça gerçeği er ya da geç bulacaklar, bilimin ışık tuttuğu bu gerçeklik toplumları kaderleriyle baş başa bırakmayacak, aksine bilim ulusların kaderlerini belirleyecek, böylece toplumlar kendileriyle yüzleşeceklerdir.

Her şeyin başı bilmek, öğrenmek, çalışmak ve üretmektir. Bilmeden, öğrenmeden, çabalamadan, doğru bir yolu bulmadan, kendileriyle yüzleşmeyen ve bilimin tohumlarını ekmeyen toplumlar ya sömürülmeye mahkûm olacaklardır ya da sürünmeye...

Bilimden, teknolojiden kendilerine ders çıkarmayan ve bilimi kendilerine yol gösterici kılavuz olarak görmeyen toplumlar ise, ayağındaki pabucu lastikten, üstündeki kıyafeti iki parça çaputtan yapar, elindeki telefonu sömürüldüğü devletten almak zorunda kalır ki; böyle bir millet hayat boyu sefaletten kurtulamaz. Bilim yontulmakla ortaya çıkar. Kim ki; ilim şurubunu içmiş, ilim taşını yontmuşsa o özgürlüğe kavuşacaktır. Ancak toplumlar kendilerini yontmadıkça, bilim gözlüğünden hayata bakmadıkça, gerçekleri bir bir görmedikçe bilimin aydınlattığı yoldan el feneriyle geçmeye mecburdur. Bilim her renkten insana kollarını açtığı gibi gerçeklerle yüzleşmeyi, olgunlaşıp da meyve vermeyi, filozofça düşünmeyi ve o yolda ısrarlıca yürümeye devam etmeyi öğretir. Bilimin ibresi nerede olursa olsun ilim için, öğrenmek için doğru yolu bulanlar, uluslararası platformlarda seyirci koltuğundan sahneye çıkmak için yeni doğmuş bir bebek gibi emekleyeceklerdir. Bu emekleme, bilimi sonsuz değişime iter. Her şey onda değişir, kabuk değiştirir, her şey her şeyi yalanlar, her şeyi yıkar.

O yüce bir bilim makinesi ki; durmak, dinlenmek nedir, bilmez, hiçbir zaman doymaz, en iyiye olan susuzluğu hiçbir zaman tükenmez. Mustafa Kemal Atatürk'te zaten bunu, gerek bilimin, eğitimin önemini vurgulayan sözleriyle, gerekse çağdaş, medeni ve uygar bir toplum olmanın şartlarıyla bilime olan ihtiyacı belirtmiştir.

Onun vurgulamak istediği bilim yol gösterici olmalı, hiçbir zaman hedef sapmamalı, çağının gereklerine uymalı ve aklın yol göstericiliğine sığınmalıdır ki; bilimin, başarının hatta ve hatta gelişmişliğin temelleri tam bir özgüvenle atılabilsin. Gün geçtikçe gelişen bilim çağın ve toplumun ihtiyaçlarına cevap vermelidir. Ona göre bilim başarıdır, çalışmaktır, gayrettir, bütün zorluklara karşı ayakta durabilmektir, dalgalı denize karşı dümene geçebilmek ve uygarlık yolunda başarı ile ilerleyebilmektir. O der ki; bilim dışında yol gösterici kılavuz aramak cahilliktir, gaflettir. Mustafa Kemal Atatürk, bilimi savunmuş ve onun gerekleri en iyi şekilde yerine getirildiği takdirde ulaşılamayacak ve kazanılamayacak zafer yoktur demiştir.

Bilim adına anlatacak daha çok şey var fakat sayfalar, kitaplar yetmez. Bilim kelimesini tek başına ele almakta yetmez. İçinde bilim adına öylesine önemi çok olan kelimeler var ki; işte bunu bulmak, marifet ister. İnsanoğlu dişini tırnağına takıp çalışmadıkça ne o önemi çok olan kelimeleri bulabilir, ne de gerçek bilimi...


Yazar rumuzu : istiklal


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

--------------------------------------------------------