Konusu : Hızla değişen dünyamızda Gazi Mustafa Kemal'in "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünün günümüz gençliği için anlamı, çizdiği perspektifin tartışılması.

_____________________________________________________________________________________________

6.e-5

Yazar rumuzu : irşat
Eser sıra no : 090227.05
-----------------------------


BİLİMİN IŞIĞINDA


Atatürk, 22 Eylül 1924 tarihinde Samsun’da, dönemin ticaret okulu olarak adlandırılan bir okulda çay davetindedir. Gündemde harplerin sona ermesiyle başlayan, aydınlanma süreci vardır. Bu konuda üstlerine önemli sorumluluklar alması gereken eğitimciler davetli olarak bulunmaktaydılar. Konuşma başlamış gözler Gazi Paşa’ya çevrilmişti:

“Efendiler! Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.”

Bu söz bulunulan konum içerisinde söylenmiş en anlamlı sözlerden biridir. Dikkat edilmesi gereken hususlardan en önemlisi gösterilen tek yolun ilim ve fen olmasıydı. Asla denmiyordu ki,”sen bir başka yol gösterici bulabilirsin.”Atatürk bütün ileri görüşlüğüyle sözünü daha da açık hale getirerek bilimin nasıl önder olacağının şartlarını da sıralıyordu.

“Yalnız, ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekâmülünü idrak etmek ve terakki yatını zamanında takip eylemek şarttır. Bin, iki bin, binlerce sene evvelki ilim ve fen lisanının çizdiği düsturları şu kadar bin sene sonra bugün aynen tatbikata çalışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.”

Bu sözde kastedilen müspet ilim olmakla birlikte günümüz koşullarına uygun bilimin yakından takip edilmesiyle istenilen hedefe ulaşılabileceği vurgulanmaktadır. Yani Atatürk, bilim kendini yeniler ve geliştirirken eski bilimin imkânlarıyla hareket edilmemesi gerektiğini ve gelişmelerle yakından ilgilenmek gerektiğini anlatmaktadır.
Ayrıca konuşmanın yapıldığı topluluk düşünüldüğünde Atatürk’ün sözleri çok daha fazla önem arz etmektedir:

“Çok mesut bir duygu ile anlıyorum ki hitap ettiklerim bu gerçekleri anlamışlardır. Mutluluğum artıyor. Şununla ki, hitap ettiklerim eğitim ve öğretimleri altında bulunan yeni nesli de gerçeğin nurlarıyla doğumuna etkili olacak şekilde yetiştireceklerini vaat etmişlerdir. Bu hepimiz için iftihar edilecek bir durumdur.”

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere Atatürk ’ün eğitimcilere ve yetiştirecekleri nesillere güveni ve inancı tamdı. Hatta ifade ettiği birtakım sözler bu inanç ve güven üzerine kuruludur.

Bütün bunlar düşünüldüğünde aynı anlayışın günümüz eğitimcileri ve gençliğinde de bulunduğunu görmenin onun sevincine sevinç katacağından eminiz. Ancak umutlarının boşa çıkacağının görülmesi durumunda ise onun çok üzüleceğinden hiç kuşkumuz yoktur. Fakat korkulandan ziyade günümüzde bu söz, anlamını yitirmekle karşı karşıyadır. Aynı zamanda içi boşaltılırcasına ezber olmuş bir durumdadır. Eğitim alanları başka bir yol gösterici arayışına girmemiştir, ancak inançla bilim olmaması gereken bir durum içerisine sokulmuştur.

Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençler, Atatürkçülük ilkelerini koruyup kollarken bir de eğitim için farklı yollara yönelmişlerdir. Bu yolların ya da arayışların ülkemiz sınırları dışında değil de ülkemizin imkânları doğrultusunda yapılması en doğru olanıdır.
Peki ya o dönemin öğretmenleri ve eğitim kurumları şu an ne durumdalar? Eğitime çağdaş bir şekilde en iyi olanı verme isteğiyle devam edilmekte. Ancak eğitim kurumları ve eğitimciler bir takım kötü niyetleri olan kişilerin etkisi altında değildir demek tam olarak doğru olmaz.
İnanca saygı sürüyor; fakat bu saygıyı ya da inancı istismar eden insan sayısı da artıyor. Eğitim kurumları ve eğitimciler bütün güçleri ve görev arzularıyla bu olumsuzları yeneceklerdir.
Böyle bir coğrafyada, Atatürk ilkeleri ve Atatürkçülük tek yardımcımız oluyorken bizden istendiği üzere bilim hep tek yol göstericimiz. Aksini uygulayanlar yok mu? Tabiî ki de var. Fakat yapması gerekeni yapan, öğrencilerine laiklik, demokrasi, bilim kavramlarını en iyi şekilde öğreten, hayatını bu ülküye adayan, çağdaş medeniyet seviyesine çıkılması gerektiğine inanan o kadar çok fazla insan var ki, aksini iddia eden insanlar bu sayının yanında yok olup gitmekteler.

İdealimiz hala aynı: milli sınırlar içerisinde milli birlik duygusuyla kenetlenmiş uygar bir toplum oluşturmak.
Bu ideal yolunda ilerlerken bilimin ışığında gerçekleri arıyor yalnızca onlara değer veriyoruz. Bu yolda bilgisizliğe, karanlığa, geri kalmışlığa, güvensizliğe, korkuya, tutuculuğa ve düşüncesizliğe yer yok. Bu yolda herkes yeteneklerini bilgisiyle birleştirirken aklını öncü kılıyor. İşte bu yüzden dönemimiz aklın ve bilimin çağı. Gelişen teknoloji ve bilim imkânlarıyla, iyi bir vatandaş, iyi bir insan, bilim adamı, uygar ve anlayışlı bir toplum, medeni bir ülke olma çabalarındayız. Ve inanıyoruz ki bu yolda aynı hedef ve unsurlarla ilerledikçe ön yargılarımızı silecek; yenilikleri, bilimi ve akıllı insanlarıyla en gelişmiş ülke konumuna geleceğiz. Dünya uygarlık düzeyinin üzerine çıkacağız. Fakat bütün bunlar yaşanırken özümüzü kaybetmeden biz olarak ilerleyeceğiz. Söz verdiğimiz gibi…
Bize olan güveni boşa çıkarmamak için…
Şuan ve her daim biz Türkler için;
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir!”


Yazar rumuzu : irşat


Önceki eser / Eserler ana listesi / Sonraki eser

-------------------------------------------------------